<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Celil Akman Blog</title>
	<atom:link href="http://celilakman.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://celilakman.wordpress.com</link>
	<description>House Music is my life ...</description>
	<lastBuildDate>Tue, 23 Mar 2010 21:20:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='celilakman.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://0.gravatar.com/blavatar/849d2fe7d2c9d6d179b30d1a42e67864?s=96&#038;d=http%3A%2F%2Fs2.wp.com%2Fi%2Fbuttonw-com.png</url>
		<title>Celil Akman Blog</title>
		<link>http://celilakman.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://celilakman.wordpress.com/osd.xml" title="Celil Akman Blog" />
	<atom:link rel='hub' href='http://celilakman.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Dünya Su Günü</title>
		<link>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/23/dunya-su-gunu/</link>
		<comments>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/23/dunya-su-gunu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2010 21:20:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Celil Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://celilakman.wordpress.com/?p=78</guid>
		<description><![CDATA[Bugün 22 Mart Dünya Su Günü, Birleşmiş Milletler tarafından 1993&#8242;den bu yana farklı temalarla gündeme alınan bu gün, 2010 yılında &#8221;Sağlıklı Bir Dünya İçin Temiz Su&#8221; sloganından yola çıkarak &#8221;Su Kalitesi&#8221; konusunun önemini vurgulamayı hedeflemektedir. Su, bireylerin en temel gereksinimi olma ve başlıca ekonomik faaliyetlere kaynaklık etme özelliği ile insanların ve ulusların devamlılığı için yaşamsal [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=celilakman.wordpress.com&amp;blog=11871147&amp;post=78&amp;subd=celilakman&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün 22 Mart Dünya Su Günü, Birleşmiş Milletler tarafından 1993&#8242;den bu<br />
yana farklı temalarla gündeme alınan bu gün, 2010 yılında &#8221;Sağlıklı Bir<br />
Dünya İçin Temiz Su&#8221; sloganından yola çıkarak &#8221;Su Kalitesi&#8221; konusunun<br />
önemini vurgulamayı hedeflemektedir.</p>
<p>Su, bireylerin en temel gereksinimi olma ve başlıca ekonomik faaliyetlere<br />
kaynaklık etme özelliği ile insanların ve ulusların devamlılığı için<br />
yaşamsal bir kaynaktır.Sosyal ve ekonomik faaliyetleri sürmesi, büyük<br />
ölçüde temiz ve yeterli su arzına sahip olmaya bağlıdır.</p>
<p>Amacım kötü bir tablo çizmek değilse de elimizdeki suyun kıymetini<br />
öncelikle kendimizin bilmesi, çevremize mutlaka yaygınlaştırılması ve<br />
bizden sonraki nesle su bilincinin aktarılması için bir kaç önemli konuyu<br />
paylaşmak istedim;</p>
<p>Dünyada yaklaşık 1,1 milyar insan temiz içme ve kullanım suyundan<br />
yoksundur.<br />
Her yıl yaklaşık 5 milyon insan temiz su kullanamamasından kaynaklı<br />
hastalıklardan dolayı ölmektedir.<br />
Su kaynakları doğru kullanılmaz, arttırılmaya çalışılmaz ve tasarruf edimez<br />
ise 2025 yılında dünya nüfusunun 3 te 1&#8242;i şiddetli derecede su sıkıntısı<br />
çekecektir.</p>
<p>Hayat tarzımızın suya temas eden bölümleri ile ilgili  yapacağımız çok<br />
basit değişiklikler ile sadece boşa harcadığımız suyu engelleyebiliriz.<br />
Peki neler yapabiliriz?</p>
<p><img src="//F3C891CE-9046-4290-9663-E4A0984553F8/image.tiff" alt="" /></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/celilakman.wordpress.com/78/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/celilakman.wordpress.com/78/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/celilakman.wordpress.com/78/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/celilakman.wordpress.com/78/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/celilakman.wordpress.com/78/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/celilakman.wordpress.com/78/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/celilakman.wordpress.com/78/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/celilakman.wordpress.com/78/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/celilakman.wordpress.com/78/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/celilakman.wordpress.com/78/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/celilakman.wordpress.com/78/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/celilakman.wordpress.com/78/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/celilakman.wordpress.com/78/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/celilakman.wordpress.com/78/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=celilakman.wordpress.com&amp;blog=11871147&amp;post=78&amp;subd=celilakman&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/23/dunya-su-gunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/232dc98f40ba14f1341529c8af1046e6?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">celilakman</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Su günü</title>
		<link>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/23/su-gunu/</link>
		<comments>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/23/su-gunu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2010 21:14:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Celil Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://celilakman.wordpress.com/?p=71</guid>
		<description><![CDATA[Yeryüzünüm aldığı yağmur oranı 10 yıllık aralıklarda artar. bu sene (2010) dünyanın periyodik olarak en çok yağmur alan yıllarından biri olacak, yani toprağın bereketinin yüksek olacağı bir yıl. . Bu nedenle  yediğiniz kayısı, şeftali, kiraz, vişne, karpuz, kavun, erik vb. meyvelerin çekirdeklerini lütfen çöpe atmayın, hele çöp poşetlerine ASLA hapsetmeyin. Mümkünse  herhangi bir yerde toprağın [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=celilakman.wordpress.com&amp;blog=11871147&amp;post=71&amp;subd=celilakman&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeryüzünüm aldığı yağmur oranı 10 yıllık aralıklarda artar. bu sene (2010)<br />
dünyanın periyodik olarak en çok yağmur alan yıllarından biri olacak, yani<br />
toprağın bereketinin yüksek olacağı bir yıl. .<br />
Bu nedenle  yediğiniz kayısı, şeftali, kiraz, vişne, karpuz, kavun, erik<br />
vb. meyvelerin çekirdeklerini lütfen çöpe atmayın, hele çöp poşetlerine<br />
ASLA hapsetmeyin. Mümkünse  herhangi bir yerde toprağın 10  cm altına<br />
gömün.  Üzerine de bir bardak su dökün.</p>
<p>Gömme imkanınız yoksa bi poşette bu çekirdekleri biriktirip yanınıza alın<br />
( yada arabanıza koyun) arsa, tarla, toprak yol kenarı, yamaç gibi toprağı<br />
gördüğünüz alanlara bu çekirdeklerinizi savurun, korkmayın bu çevre<br />
kirliliği değildir J aksine çevre için yeni hayattır. Doğa hemen o yeni<br />
çekirdekleri kucaklar ve besler…</p>
<p>Yapacağınız en kötü  hareket çekirdekleri poşetlere hapsetmektir ! Bunu<br />
bunu yapmayın ve yaptırmayın.</p>
<p>Yapılan çalışmalarda doğaya başıboş atılan yada dikilen bu çekirdeklerin en<br />
az yarısının  yeşerip ağaç veya bitki olduğu kanıtlanmış.<br />
En büyük israflardan birisi meyve çekirdeklerinin çöpe atılması, ülkemiz<br />
adına küçümsenemeyecek büyük bir servet&#8230;<br />
Daha yeşil bir ülke için, daha temiz hava için, toprak kaymasını önlemek ve<br />
yeni nesillerimize yeşil bir dünya bırakmak için hep birlikte elimizden<br />
geldiğince meyve çekirdeği   gömelim, savuralım, fırlatalım…</p>
<p>Bu uygulama TEMA tarafından başlatıldı ve bilinçli toplum olarak bizlerin<br />
desteklerini bekliyor,  Doğaya yardım etmek, gelecekte etrafımızı saracak<br />
beton ve gökdelenlerden alamayacağımız oksijeni karşılamak için bile bu<br />
çekirdeklerden çıkacak ağaçlara ihtiyacımız olacaktır.</p>
<p>Poşete koymadığınız her çekirdek için şimiden teşekkürler,<br />
DGD<br />
Doğa Gönüllüleri Derneği<br />
LÜTFEN BU YAZIYI TÜM DOSTARIMIZLA PAYLAŞALIM</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/celilakman.wordpress.com/71/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/celilakman.wordpress.com/71/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/celilakman.wordpress.com/71/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/celilakman.wordpress.com/71/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/celilakman.wordpress.com/71/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/celilakman.wordpress.com/71/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/celilakman.wordpress.com/71/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/celilakman.wordpress.com/71/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/celilakman.wordpress.com/71/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/celilakman.wordpress.com/71/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/celilakman.wordpress.com/71/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/celilakman.wordpress.com/71/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/celilakman.wordpress.com/71/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/celilakman.wordpress.com/71/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=celilakman.wordpress.com&amp;blog=11871147&amp;post=71&amp;subd=celilakman&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/23/su-gunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/232dc98f40ba14f1341529c8af1046e6?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">celilakman</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Google Dns ile Youtube Giriş</title>
		<link>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/19/google-dns-ile-youtube-giris/</link>
		<comments>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/19/google-dns-ile-youtube-giris/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Mar 2010 00:03:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Celil Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Events]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://celilakman.wordpress.com/?p=62</guid>
		<description><![CDATA[Youtube giriş yasagı ortalama 1.5 yıl oldu ama hala youtube girmeyi bilmeyen yada tunel olarak tabir edilen siteler üzerinden giriş yapmaya çalışan arkadaşlar cok. Yaklaşık 1 ay önce Google kendi dns servisini hizmete sundu bu dns servisi ile bir cok yasaklı siteye girmek mümkün. bizde bu dns servisi ile youtube giriş yapacağız. Google DNS adresleri [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=celilakman.wordpress.com&amp;blog=11871147&amp;post=62&amp;subd=celilakman&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a rel="attachment wp-att-901" href="http://celilakman.wordpress.com/?attachment_id=901"><img title="youtube" src="http://www.pichane.com/wp-content/uploads/2010/02/youtube-300x225.jpg" alt="youtube 300x225 Google Dns ile Youtube Giriş" width="296" height="152" /></a></p>
<p>Youtube giriş yasagı ortalama 1.5 yıl  oldu ama hala youtube girmeyi bilmeyen yada tunel olarak tabir edilen  siteler üzerinden giriş yapmaya çalışan arkadaşlar cok.</p>
<p>Yaklaşık 1 ay önce Google kendi dns  servisini hizmete sundu bu dns servisi ile bir cok yasaklı siteye girmek  mümkün. bizde bu dns servisi ile youtube giriş yapacağız.</p>
<p><strong><a title="Google DNS" href="http://www.pichane.com/google-dns/">Google DNS</a> adresleri</strong></p>
<ul>
<li>8.8.8.8    ve    8.8.4.4</li>
<li>DNS adresi nasıl değiştirilir?</li>
<li>Ağ bağlantılarıma sağ tıklıyoruz.  Özellikler sekmesi altından TCP/IP Protocol gelişmiş ayarlarına  geliyoruz. Aşağıdaki DNS adreslerini kullan seçeneğini işaretleyip  ilkine 8.8.8.8, ikincisine de 8.8.4.4 yazıyoruz. Son olarak da tamama  basıyoruz.</li>
</ul>
<p><a rel="attachment wp-att-902" href="http://celilakman.wordpress.com/?attachment_id=902"><img title="google-dns-ile-youtubea-girme" src="http://www.pichane.com/wp-content/uploads/2010/02/google-dns-ile-youtubea-girme.jpg" alt="google dns ile youtubea girme Google Dns ile Youtube Giriş" width="330" height="365" /></a></p>
<p>Resimdeki ayarları yaptıktan sonra  youtube programsız olarak sorunsuz bir şekilde ulaşabilirsiniz.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/celilakman.wordpress.com/62/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/celilakman.wordpress.com/62/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/celilakman.wordpress.com/62/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/celilakman.wordpress.com/62/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/celilakman.wordpress.com/62/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/celilakman.wordpress.com/62/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/celilakman.wordpress.com/62/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/celilakman.wordpress.com/62/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/celilakman.wordpress.com/62/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/celilakman.wordpress.com/62/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/celilakman.wordpress.com/62/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/celilakman.wordpress.com/62/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/celilakman.wordpress.com/62/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/celilakman.wordpress.com/62/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=celilakman.wordpress.com&amp;blog=11871147&amp;post=62&amp;subd=celilakman&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/19/google-dns-ile-youtube-giris/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/232dc98f40ba14f1341529c8af1046e6?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">celilakman</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.pichane.com/wp-content/uploads/2010/02/youtube-300x225.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">youtube</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://www.pichane.com/wp-content/uploads/2010/02/google-dns-ile-youtubea-girme.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">google-dns-ile-youtubea-girme</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title></title>
		<link>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/18/61/</link>
		<comments>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/18/61/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2010 23:41:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Celil Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Music Video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://celilakman.wordpress.com/2010/03/18/61/</guid>
		<description><![CDATA[<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=celilakman.wordpress.com&amp;blog=11871147&amp;post=61&amp;subd=celilakman&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="text-align:center; display: block;"><a href="http://celilakman.wordpress.com/2010/03/18/61/"><img src="http://img.youtube.com/vi/a81eP2E8MEQ/2.jpg" alt="" /></a></span>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/celilakman.wordpress.com/61/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/celilakman.wordpress.com/61/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/celilakman.wordpress.com/61/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/celilakman.wordpress.com/61/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/celilakman.wordpress.com/61/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/celilakman.wordpress.com/61/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/celilakman.wordpress.com/61/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/celilakman.wordpress.com/61/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/celilakman.wordpress.com/61/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/celilakman.wordpress.com/61/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/celilakman.wordpress.com/61/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/celilakman.wordpress.com/61/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/celilakman.wordpress.com/61/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/celilakman.wordpress.com/61/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=celilakman.wordpress.com&amp;blog=11871147&amp;post=61&amp;subd=celilakman&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/18/61/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/232dc98f40ba14f1341529c8af1046e6?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">celilakman</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title></title>
		<link>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/18/60/</link>
		<comments>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/18/60/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2010 23:38:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Celil Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://celilakman.wordpress.com/2010/03/18/60/</guid>
		<description><![CDATA[<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=celilakman.wordpress.com&amp;blog=11871147&amp;post=60&amp;subd=celilakman&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="text-align:center; display: block;"><a href="http://celilakman.wordpress.com/2010/03/18/60/"><img src="http://img.youtube.com/vi/UsyhCe0V9HM/2.jpg" alt="" /></a></span>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/celilakman.wordpress.com/60/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/celilakman.wordpress.com/60/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/celilakman.wordpress.com/60/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/celilakman.wordpress.com/60/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/celilakman.wordpress.com/60/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/celilakman.wordpress.com/60/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/celilakman.wordpress.com/60/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/celilakman.wordpress.com/60/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/celilakman.wordpress.com/60/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/celilakman.wordpress.com/60/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/celilakman.wordpress.com/60/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/celilakman.wordpress.com/60/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/celilakman.wordpress.com/60/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/celilakman.wordpress.com/60/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=celilakman.wordpress.com&amp;blog=11871147&amp;post=60&amp;subd=celilakman&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/18/60/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/232dc98f40ba14f1341529c8af1046e6?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">celilakman</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title></title>
		<link>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/18/53/</link>
		<comments>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/18/53/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2010 23:35:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Celil Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://celilakman.wordpress.com/?p=53</guid>
		<description><![CDATA[Remady P&#38;R &#8211; No Superstar (Official Music Video)<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=celilakman.wordpress.com&amp;blog=11871147&amp;post=53&amp;subd=celilakman&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1><a href="http://www.youtube.com/watch?v=UsyhCe0V9HM">Remady P&amp;R &#8211; No Superstar (Official Music Video)</a></h1>
<div class="translator-floating-panel" style="background:none repeat scroll 0 0 #d9c6b6;border:2px ridge #784f2b;bottom:auto;cursor:pointer;height:auto;left:16px;position:fixed;right:auto;top:13px;width:auto;z-index:2147483647;opacity:0.4;display:none;margin:0;padding:0;"></div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/celilakman.wordpress.com/53/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/celilakman.wordpress.com/53/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/celilakman.wordpress.com/53/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/celilakman.wordpress.com/53/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/celilakman.wordpress.com/53/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/celilakman.wordpress.com/53/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/celilakman.wordpress.com/53/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/celilakman.wordpress.com/53/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/celilakman.wordpress.com/53/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/celilakman.wordpress.com/53/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/celilakman.wordpress.com/53/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/celilakman.wordpress.com/53/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/celilakman.wordpress.com/53/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/celilakman.wordpress.com/53/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=celilakman.wordpress.com&amp;blog=11871147&amp;post=53&amp;subd=celilakman&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/18/53/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/232dc98f40ba14f1341529c8af1046e6?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">celilakman</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Elektronik Müzik Terimleri ve ID Bilgisi</title>
		<link>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/18/elektronik-muzik-terimleri-ve-id-bilgisi/</link>
		<comments>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/18/elektronik-muzik-terimleri-ve-id-bilgisi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2010 23:31:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Celil Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[House Music]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://celilakman.wordpress.com/?p=51</guid>
		<description><![CDATA[Elektronik Müzik Nedir ? Temelde Drum Machine, Sampler ve Syntheseizer gibi inorganic enstürmanların kullanımına dayanan müzik türüne Elektronik Müzik denir. Kendi içinde birçok dala ayrılan elektronik müzik aynı zamanda modern müzik türlerinin öncüleri arasında yerini almaktadır. Çoğu Elektronik Müzik Şarkı ID&#8217;sinde Mashup, Bootleg, Pres., Meet. gibi terimlere rastlıyoruz. Bu terimler ne anlama geliyor ? - [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=celilakman.wordpress.com&amp;blog=11871147&amp;post=51&amp;subd=celilakman&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="entry_container">Elektronik Müzik  Nedir ?<br />
<strong></p>
<p><span style="color:darkred;"><strong><strong>Temelde  Drum Machine, Sampler ve Syntheseizer gibi inorganic enstürmanların  kullanımına dayanan müzik türüne Elektronik Müzik denir.<br />
Kendi içinde  birçok dala ayrılan elektronik müzik aynı zamanda modern müzik  türlerinin öncüleri arasında yerini almaktadır.</strong></strong></span></p>
<p><span style="color:red;"><br />
</span><span style="font-family:Trebuchet MS;"><span style="font-size:medium;"><span style="color:red;"><em>Çoğu Elektronik Müzik Şarkı ID&#8217;sinde Mashup, Bootleg,  Pres., Meet. gibi terimlere rastlıyoruz. Bu terimler ne anlama geliyor ?</em></p>
<p></span></span></span></strong><span style="color:red;"><strong>- Original Mix</strong></span><br />
<strong>İsminden  de anlaşılacağı üzere parçanın master&#8217;dan çıkmış ilk versiyonudur.  &#8220;Master&#8221; demişken onu da açalım. Parçanın bitmiş ve piyasaya çıkmaya  hazır hale gelmiş haline denir. Bunun bir önceki haline &#8220;promo&#8221; ve ya  demo denir. Fakat elektronik müzik camiasında demo sözü pek kullanılmaz  bunun yerine promo denir.</strong></p>
<p><strong>- <span style="color:red;">Remix</span></strong><br />
<strong>Bir  parçanın teması (melodi, sample vs.) aynı kalacak şekilde altyapısının  değiştirilme işlemidir. Bir çok versiyonu vardır. Her müzik tarzı  olabilir. Bir rock parçasını Club Remix sayesinde elektronik müziğe  uyarlayabilirsiniz.</strong></p>
<p><strong>- <span style="color:red;">Radio  Edit</span></strong><br />
<strong>Bilindiği gibi elektronik müzik  parçaları diğer parçalardan oldukça uzundur. 7, 8 hatta 10 dakikalık  parçalar vardır. Bu versiyonlarıyla radyolarda çalınması çok mümkün olan  bi olay değildir. Bu yüzden radio edit versiyonları çıkarılır ve bunlar  3-4 dk ile sınırlanır. Çoğu yerde sadece edit kelimesi yazılarak da  kullanılır. Aynı zamanda kliplerde bu versiyonlara çekilir.</strong></p>
<p><strong>- <span style="color:red;">Extented Mix</span></strong><br />
<strong>Bire bir karşılığı  uzatılmış versiyondur. Peki parçayı neden uzatma gereği duyulur. Dj  lerin setlerinde uyumlu halde kullanabilmesi açısından parçaya intro ve  outro eklenir. Bu da parçanın süresini uzatır.</strong><br />
<span style="color:red;"><br />
<strong>- </strong><strong>Instrumental Mix</strong></span><br />
<strong>Parçanın  vocalsiz halde kaydedilmiş versiyonudur. Sadece enstrumanlar  kayıtlıdır.</strong></p>
<p><strong>- </strong><span style="color:red;"><strong>Unplugged  Mix</strong></span><br />
<strong>Konserlerde kayıt edilmiş versiyonlara  başka bir ifadeyle canlı kayıtlara verilen isimdir.</strong><br />
<span style="color:red;"><br />
<strong>- </strong><strong>Vocal Mix</strong></span><br />
<strong>Orjinalinde  vocal olmayan parçanın daha sonra vocalle kaydedilmiş haline denir.</strong></p>
<p><strong>- </strong><span style="color:red;"><strong>Re-Edit</strong></span><br />
<strong>Parçanın yeniden  düzenlenmiş haline denir. Diyeceksiniz ki buna remix denmiyor mu zaten.  Remixde parçanın altyapısı değişirken re-editte değişmez ufak tefek  düzenlemeler yapılır. Re-work ve ya re-make olarak da adlandırıldığı  olur. </strong></p>
<p><strong>- </strong><span style="color:red;"><strong>Dub  Mix</strong></span><br />
<strong>Diyelimki elimizde vocalli bir parça var  ve bunu dub yapıcaz. Burda kullanılan herşey aynı, hatta parçanın  orjinal halinden hiç bir farkı yok, yanlız; vocalde sadece nakaratı yada  etkili lirik yerlerini kullanmışız. İşte bu versiyona da dub denir.  Örneklemek gerekirse Armin&#8217;in if you should go parçası. Orjinalinde  liriği olan bir parçadır fakat dub versiyonunda o lirikten sadece if you  should go kısmı kullanılmıştır.</strong></p>
<p><strong>- </strong><span style="color:red;"><strong>Mashup</strong></span><br />
<strong>Diğerlerine göre  değişik bir versiyondur. İki veya daha çok parçanın çeşitli yerleri  alınarak bir araya getirilip yeniden bir parça yaratma işine mashup  denir. Neredeyse hepsi bandrol dışıdır. Bu da paylaşımda legallik  sağlar.<br />
En uzun isimli mashuplarda birisine örnek vercek olursak;<br />
Marco  V vs. Super8 &amp; Tab vs. Marc Marberg with Kyau &amp; Albert vs. Meck  feat. Dino vs. Igal Magitman &#8211; Possible Wusik Feelings Like Megashira  But Unlikely (Lindmik Mashup)</strong></p>
<p><strong>- </strong><span style="color:red;"><strong>Bootleg</strong></span><br />
<strong>Remix ile  arasında yapısal olarak çok bir değişiklik yoktur. Fakat kelime  anlamından da çıkarabileceğiniz gibi kaçak kayıtlardır. Bir single  yayınlandığında içinde değişik remixler yer alır ama bootlegler yer  almaz. Kısacası bootleg bir parçanın yasadışı remixidir. Yasadışı derken  abartılmasın, parça sahibinden habersiz ve release olamayacak şekilde  yapılan remixe bootleg denir. </strong></p>
<p><strong>- </strong><span style="color:red;"><strong>Feat.</strong></span><br />
<strong>Featuring&#8217;in  kısaltılmış halidir ve düet anlamına gelir. Bir parçaya yorumcu  vocaliyle katkıda bulunduysa o yorumcunun ismi feat. falanca diye id de  yerini alır.</strong></p>
<p><strong>- </strong><span style="color:red;"><strong>Pres.</strong></span><br />
<strong>Parça  idlerinde çoğunlukla rastladığımız bir ibaredir. Present&#8217;in kısaltılmış  halidir. Kelime anlamı olarak &#8220;sunar&#8221; anlamına gelir. Örneklemek  gerekirse, &#8220;John O&#8217;Callaghan Pres Mannix &#8211; Dream On&#8221; burda John  O&#8217;Callaghan&#8217;ın bu parçayı Mannix aliasıyla yayınladığı anlamını  çıkarırız. Yani John O&#8217;Callaghan, Dream On parçasını Mannix adıyla  sunar.</strong></p>
<p><strong>- </strong><span style="color:red;"><strong>Meet.</strong></span><br />
<strong>Bu  da sıkça rastladığımız bir kelime. Anlamsal olarak zaten buluşma olduğu  belli. Bu da genelde 2 dj&#8217;in bir araya gelip yaptıkları ortak parçada  kullanılır. bunu &#8220;&amp;&#8221; işaretiyle de belirleriz.</strong></p>
<p><strong>- </strong><span style="color:red;"><strong>vs. (versus)</strong></span><br />
<strong>Bu id  genelde mashuplarda çıkar karşımıza. Örnek vercek olursak, Dash Berlin  vs. Perpetuous Dreamer &#8211; Till The Sound of Goodbye (Reb Mashup) burada  Dash Berlin, Perpetuous Dreamer&#8217;e karşı anlamı çıkarılır, anlama  takmamak lazım aslında.Sonuçta iki parça var ve bunlar tek parçada  karşılaştırılmışlar</strong>.</p>
<p><span style="color:navy;"><span style="text-decoration:underline;"><span style="font-family:Trebuchet MS;"><span style="font-size:small;"><em><strong>IDlerin Dışında Karşımıza  Gelebilecek Terimler:</strong></em></span></span></span></span></p>
<p>-<strong> <span style="color:red;">Alias</span></strong><br />
<strong>Kelime anlamı olarak kod  ad diyebiliriz. Rumuz, lakap vs&#8230; Djlerin neden birden fazla aliasları  olur ya da neden ihtiyaç duyulur. Değişik tarzda bir çalışma yapan dj  doğal olarak kitle değişikliğine de sebebiyet verir ve farklı bir isme  ihtiyaç duyar. John O&#8217;Callaghan dan örnek verirsek, Trance türünde  parçalar yapan JOC, birden Dream On Diye bir uplifting parçası yapıyor  ve herzamanki tarzının dışına çıkıyor. Bu durumda JOC aliasını &#8220;Mannix&#8221;  olarak değiştiriyor.</strong></p>
<p><strong>- <span style="color:red;">Release</span></strong><br />
<strong>Masterı  bitmiş rafa çıkmış parçaya release parça denir. Release olmuş bir parça  artık bandrol almış ve yasadışı paylaşımlarda yaptırım uygulanan bir  hale gelmiştir. Paylaşımı yasaktır ve kamuya açık yerlerde kullanmak  için telif hakkı ödemek gerekir.</p>
<p></strong><strong>- <span style="color:red;">Unrelease</span><br />
Yayınlanmamış parça olduğunu görüyoruz.  Bu demek değildir ki sonsuza kadar da yayınlanmıcak. Yayınlanabilir de  yayınlanmaz da.</p>
<p></strong><strong>- <span style="color:red;">Vinyl</span><br />
Bilindiği  gibi plak anlamına gelir. Aynı zamanda release parçalara da vinyl  deniliyor.</p>
<p></strong><strong>- </strong><strong><span style="color:red;">Set</span><br />
Birden  fazla parçanın ardarda mixlenmesiyle oluşturulan potporiye set denir.  10-20-30 hatta daha fazla parça kullanılabilinir. </strong></p>
<p><strong><em><span style="font-family:Trebuchet MS;"><span style="font-size:small;"><span style="color:navy;"><span style="text-decoration:underline;">Elektronik  Müzik Terimleri</span> ;</span></span></span></em></p>
<p>1-) <span style="color:red;">Ambient</span></strong><br />
<strong>Yaratıcılarından olan  Brian Eno’nun gelişimine ışık tuttuğu Ambient; FSOL (Future Sound of  London), The Orb, Biosphere ve Woob gibi yeni akımlarla günümüzdeki  düşündürücü, derin ve de farklılığı her zaman ön planda hissettiren  şeklini almıştır. Diğer bütün elektronik müzik dallarından farklı olarak  Ambient Elektronik; drum vuruşları ve de tempodan öte, doğa  samplelarına melodiye ve/ enstürmanlara ağırlık vermektedir..</strong></p>
<p><strong>2-)</strong><strong><span style="color:red;"> Abstract</span><br />
Ambient’ın koyu kolu olarak bilinir.  Melodilerin daha az olup, vuruş ve de sıra dışı ritimlerin önde geldiği  bir daldır. Akla ilk gelen isim Autechre’dır.</p>
<p>3</strong><strong>-) </strong><strong><span style="color:red;">Acid Jazz</span><br />
Jazz’ı geleceğe taşıyan ve bu aşamada  jazz üzerine çeşitli elektronik ses modifikasyonların gerçekleşmesi ile  ortaya çıkmış olan önemli bir biçimdir. Özetlemek gerekirse temalar Jazz  üzerine kurulu, destekler ve enstürmanlar elektronik ağırlıklıdır.  Sonuç: Etkileyici. Modaji, United Future Org., Gotan Project, Ian  O’Brein ve Fauna Flash önemli isimler arasında yer almaktadır.</p>
<p>4</strong><strong>-)</strong><strong><span style="color:red;"> Breakbeat</span><br />
4/4 vuruşluk house ve benzeri tarzlara  alternatif olarak ortaya çıkan Breakbeat’in kökenleri hip hop’a  dayanmaktadır. Old-Skool Techno ve Acid house’dan da esinlenmelerin  gözlendiği Breakbeat’in önde gelen isimlerinden brisi Crystal  Method’dır.</p>
<p>5</strong><strong>-) </strong><strong><span style="color:red;">Big Beat</span><br />
Akılda kolay kalan sample’larıyla parti  ortamlarının vazgeçilmez müziğidir. Alçak sesle dinlemenin Big Beat  tarzına haksızlık olacağı düşüncesiyle hareket eden bir çok insanın  ortak görüşü “yüksek çıkış gücün yoksa dinlemenin de bir manası yoktur”  şeklinde biçimlenmiştir.</p>
<p>6</strong><strong>-)</strong><strong><span style="color:red;"> Funky Breaks</span><br />
Kraftwerk, Afrika Bambaataa ve  Electron (ilk albümleri)’dan etkilenmiş ve ilham almış olan Funky Breaks  ilk tohumları, meyvelerini Birleşik Amerika’nın batı sahillerinde  vermiştir.</p>
<p>7</strong><strong>-)</strong><strong><span style="color:red;"> Dance</span><br />
Elektronik  Müziğini en popüler kolu olarak kabul edilen Dance’de trackler genel  olarak bir vokalist eşliğinde ve House Music benzeri bir formda  yapılandırılır. Günümüzde Sash, bu tarzın en önde gelen isimlerinden  birisidir.</p>
<p>8</strong><strong>-)</strong><strong><span style="color:red;"> Club</span><br />
Dance  Müziğin omurgası olarak da nitelendirilebilir. Annie Lennox, Cher ve  Deborah Cox bu tarz müzik yapanlar olarak bilinirler.</p>
<p>9</strong><strong>-)</strong><strong><span style="color:red;"> Euro Dance</span><br />
Dance Müziğin basit, eğlenceli ve  tempolu kolu olara bilinen Euro Dance, ana kolu olan Dance Müziğin  popülaritesinden geri kalmamışdır dünyanın birçok radyosunda boy  göstererek ön saflarda yerini almaktadır.<br />
Aqua, Ace of Base ve ATB bu  tarzda dikkati çeken isimlerdir.</p>
<p>10</strong><strong>-)</strong><strong><span style="color:red;"> Down Tempo</span><br />
Sakin, olgun ve de ağır bir anlatıma  sahip olan Down Tempo’nun önde gelen isimleri Massive Attack ve  Tricky’dir.</p>
<p>11</strong><strong>-)</strong><strong><span style="color:red;"> Dub</span><br />
Yoğun olarak ses efektlerine yer veren Dub,  enstürmantal Reggae olarak da bilinir. Dub, adını Lee Scratch Perry,  Bill Laswell ve King Tubby ile duyurmuştur.</p>
<p>12</strong><strong>-)</strong><strong><span style="color:red;"> illbient</span><br />
Dj Spooky ile özdeşleştirilmiş olan bu  tarz, Trip Hop-Dub-Ambient karışımı ortaya çıkmıştır.</p>
<p>13</strong><strong>-)</strong><strong><span style="color:red;"> Trip Hop</span><br />
Tutku dolu vocallerle süslenmiş olan  Trip Hop, genelde acı keder ve üzüntü gibi koyu (derin) hislere hitap  eder. Massive Attack, Cold Cut, Portishead ve Archive bu tarzın önde  gelen isimleri arasında yer almaktadır.</p>
<p>14</strong><strong>-) </strong><strong><span style="color:red;">Drum’n Bass</span><br />
Drum&amp;Bass‘in jump-up ve  intelligent gibi birçok türü(ucu) olmasına rağmen gövdeden (Main genre  Drum’n Bass) ayrılmadıkları bir kesin bir çizgi vardır&#8230;tabi ki derin  güç. Drum vuruşlarının dip Bas(sub-bass)lar süslendiği ve dakikada 160  vuruşluk bir tempoya sahip olan Drum’n Bass, 90’lı yılların başında  Büyük Britanya’da çok önemli gelişmeler kaydederek Elektronik Müzik’in  temel dalları arasındaki sarsılmaz yerini yaratmıştır. Omni Trio,  Photek, Squarepusher akla ilk gelen isimlerdir.</p>
<p>15</strong><strong>-)</strong><strong><span style="color:red;"> Jump-Up</span><br />
Drum’n Bass’in ragga vocallerle  beslenmiş halidir. </strong><strong>Mnde gelen isimleri</strong><strong> Shy  FX, Baby D.</p>
<p>16</strong><strong>-)</strong><strong><span style="color:red;"> Tech Step</span><br />
Two-Step Drum’n Bass’dir. Squarepusher  ve Photek.</p>
<p>17</strong><strong>-) </strong><strong><span style="color:red;">Electronica</span><br />
Elektronik Müzik için ana terim olup  sanatsal yönlerin şiddetle ağır bastığı; öze bakıldığı zaman, görünen  güzelliklerin bütünüdür.</p>
<p>18</strong><strong>-)</strong><strong><span style="color:red;"> Progressive Electronica</span><br />
Genelde sözsüz  vokallerin (çoğunlukla soprano sesin enstürman olarak kullanıldığı  gözlenir) ön plana çıkışıyla ve bunların yer yer uyumlu melodilerle  desteklenmesiyle oluşan bir tarzdır. Orbital, Genaside ii (Ad Finite)  tarzın en iyi örnekleridir.</p>
<p>19</strong><strong>-)</strong><strong><span style="color:red;"> Symphonic Electronica</span><br />
Klasik temaların  elektronik motiflerle süslendiği New Age’i çağrıştıran ve içinde  Progressive Electronica’da olduğundan daha güçlü sanatsal salınımlar  saklayan bir tarzdır. </strong><strong>Vangelis önde gelen  isimlerdendir.</p>
<p>20</strong><strong>-) </strong><strong><span style="color:red;">Experimental</span><br />
Değişik ve sıra dışı bir tarz olan  Experimanetal; Techno, Acid House, Drum’n Bass gibi tarzlarda farklı  arayışlara cevap veren ve yeni ufuklar açılmasına ışık tutabilen bir  daldır. Aphex Twin(afx), Autechre(ae).</p>
<p>21</strong><strong>-)</strong><strong><span style="color:red;"> Minimal</span><br />
Tempo ve süreklilik yönünden daha seyrek  fakat kendi kurallarını kendi yaratan bir tarzdır. </strong><strong>Plastikman.</p>
<p>22</strong><strong>-)</strong><strong><span style="color:red;"> Noise</span><br />
Doğanın içinden oluşmuş ses spektrumunu  benimseyen fakat distorsiyon olarak nitelendirilebilecek derecede  elektronik seslere yer veren bir tarzdır. Akla ilk gelen isimler Merzbow  ve John Zorn’dur.</p>
<p>23</strong><strong>-)</strong><strong><span style="color:red;"> House</span><br />
Adını Frankie Knuckles’ın Chicago’da ilk  mixlerini yaptığı “The Warehouse” adlı gece klübünden alan House, Dip  Bas’lar ve 4/4 (ölçü) vuruşluk samplelardan oluşur. Akıcı, kulağa hoş  gelen,düzenli ve Elektronik Müzik dinleyen kitlenin çoğunluğu tarafından  benimsenen bir çizgiye sahiptir. Bu özellik o_nu gece kulüplerinin  vazgeçilmez tarzları arasına katmıştır. Plastikman, Armand Van Helden,  Sven Vath, Josh Wink ve daha birçok isim bu tarzın gelişiminde pay  sahibi olmuştur.</p>
<p>24</strong><strong>-) </strong><strong><span style="color:red;">Deep House</span><br />
House’un diğer kolarına göre daha bi  katı olan, kendi kurallarını kendisi çizen ve dinleyiciyi düşündürme  yoluna giden bir tarzdır. Leftfield.</p>
<p>25)<span style="color:red;"> Hard  House</span><br />
Daha sıkı ve güçlü olan bu kol, az vokal çok vuruş  (drum) sistemini işletmektedir. Josh Wink,Hardfloor.</p>
<p>26</strong><strong>-)</strong><strong><span style="color:red;"> Vocal House</span><br />
Hard House’un aksine, herşeyin drum  vuruşları olmadığını iddia edercesine vokal’e daha fazla ağırlık veren  House koludur. Martha Wash, Amber&#8230;</p>
<p>27</strong><strong>-)</strong><strong><span style="color:red;"> Industrial Electronic</span><br />
Elektronik müziğin  Abstract ve Minimal gibi radikal olan kollarından birisidir. Endüstriyel  alet, iş makinaları, sanayi mekanizmaları ve hammadde seslerinin sıkça  yer aldığı bir tarzdır. NIN tarzın öncülerindendir.</p>
<p>28</strong><strong>-)</strong><strong><span style="color:red;"> Techno</span><br />
90’ların sonlarına doğru Acid House’un  büyük Britanya’yı kasıp kavurmasının ardından, geniş dinleyici kitlesi  daha sert ve kural tanımaz temalar istemiştir. Bu ortam zaten patlamak  için fırsat kollayan Techno için bulunmaz bir fırsat olmuştur. Acid  House’a göre daha hızlı bpm’lere (beats per minute à dakikadaki vuruş  sayısı) ve daha agresif bir yapıya sahip olan Techno, arayışta olan  kitleye gereğinden çok daha güzel (doyurucu) bir şekilde cevap  vermiştir. Günümüzde trendi yakalamış olan Techno, en hızlı gelişen  modern müzik türlerinin başında yerini almıştır. Paul Van Dyke, Eat  Static, Derrick May, Juan Atkins, Kenny Larkin ve daha sayılmayan bir  çok isim, bu tarzı günümüzde başarı ile temsil etmektedir.</p>
<p>29</strong><strong>-)</strong><strong><span style="color:red;"><span style="color:red;"><span style="color:red;"> Acid</span></span></span> </strong><strong><span style="color:red;">Techno</span></strong><br />
<strong>Techno’nun,  TS-TR-303lerle müzik yapan koludur.</p>
<p>30</strong><strong>-)</strong><strong><span style="color:red;"> Detroit</span> </strong><strong><span style="color:red;">Techno</span></strong><strong><br />
Yıllar  önce Derrick May, Juan Atkins ve Kenny Larkin’in ortaya çıkardığı;  Techno’nun temel kolu olarak da değerlendirilen Detroit, genelde 4/4’lük  vuruş+ritimleri enstürmanlara tercih eden bir dal olarak bilinir.</p>
<p>31</strong><strong>-) </strong><strong><span style="color:red;">Gabber</span> <span style="color:red;">Techno</span><br />
Sert ve  Hızlı Techno’dur. Lenny Dee,Delta-9, Ron D.Dore&#8230;</p>
<p>32</strong><strong>-)</strong><strong><span style="color:red;"> Happy Hardcore</span><br />
Gabber’i daha pozitif versiyonu  olarak değerlendirilen Happy Hardcore, dinleyicide çeşitli -değişik-  duyguların açığa çıkmasını sağlayan hızlı bir dal olarak bilinir.</p>
<p>33</strong><strong>-)</strong><strong><span style="color:red;"> Intelligent Techno</span><br />
Sıra dışı ve bir o kadar da  agresif motifler içeren bu dal, mükemmel uyumsallık ve de dahiyane  yaklaşımlarıyla diğer bir çok daldan sıyrılır. Beaumont Hannant.</p>
<p>34</strong><strong>-) </strong><strong><span style="color:red;">Rave/Old Skool</span><br />
Tüm Techno formlarının birleşimi  olarak görülen Rave/Old Skool; Drum’n Bass, Trance gibi birçok tarzın  kökeninde ve gelişiminde pay sahibi olmuştur. Bol içki ve druglı  underground partilerin vazgeçilmez müziği olan Rave/Old Skool’un  track’leri diğer tarzların track’lerine kıyasla daha uzun sürer. Solid  4/4’lük vuruşlar, sert elektronik motifler ve etkileyici baslardan  oluşan Rave/Old Skool’u başlı başına bir tarz (genre) olarak görmek  yanlış olmaz.</p>
<p>35</strong><strong>-) </strong><strong><span style="color:red;">Trance</span><br />
Techno’yla benzerlikler gösteren Trance  farklı oluğunu bpm’leri, kulağa hoş gelen melodileri ve 4/4lük vuruş  stiliyle (farkı) belli eder. Techno’yla birlikte anılmasına  (techno&amp;trance şeklinde) rağmen tizzlere verdiği önem ve yoğunluk,  o_nun agresiflikten öte üretken bir şekil almasını sağlar. Tüm dünyada  ilgi ile dinlenen trance’in akla ilk gelen isimlerinden bazıları: Astral  Projection, Rabbit in the Moon, Electric Skychurch&#8230;</p>
<p>36</strong><strong>-)</strong><strong><span style="color:red;"> Goa Trance</span><br />
Vuruşların ve melodilerin kenetlenmiş  -birbirinin eksiğini kapatırcasına-şekilde birbirini takip ettiği Goa,  Trance’in en çok dinlenen kolu olarak bilinir. Spicelab.</p>
<p>37-)<span style="color:red;"> Hard Trance</span><br />
TS-TR 303lerle üretilen Trance’idr.  4/4vuruşlarındaki sertlik ile dikkati çeker.</p>
<p>38-) <span style="color:red;">Melodic Trance</span><br />
Klasik temalarla ve hoş melodilerle  diğer kollardan sıyrılır. Büyülü motifler içerir. Doran, Joshua Ryan,  Christopher Laurence&#8230;</p>
<p>39-) <span style="color:red;">Progressive Trance</span><br />
Kulağa  çok hoş gelen melodilerle üretken bir yapı sergileyen Progressive  Trance, Ambient’ın ortaya koyduğu kalitede seçici yapıya sahiptir.  Jam&amp;Spoon.</strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration:underline;">Not</span>:</strong> <strong><span style="color:darkred;">Alıntıdır.</span></strong></div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/celilakman.wordpress.com/51/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/celilakman.wordpress.com/51/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/celilakman.wordpress.com/51/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/celilakman.wordpress.com/51/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/celilakman.wordpress.com/51/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/celilakman.wordpress.com/51/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/celilakman.wordpress.com/51/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/celilakman.wordpress.com/51/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/celilakman.wordpress.com/51/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/celilakman.wordpress.com/51/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/celilakman.wordpress.com/51/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/celilakman.wordpress.com/51/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/celilakman.wordpress.com/51/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/celilakman.wordpress.com/51/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=celilakman.wordpress.com&amp;blog=11871147&amp;post=51&amp;subd=celilakman&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/18/elektronik-muzik-terimleri-ve-id-bilgisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/232dc98f40ba14f1341529c8af1046e6?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">celilakman</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>House Müzik / House Music hakkında</title>
		<link>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/18/house-muzik-house-music-hakkinda/</link>
		<comments>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/18/house-muzik-house-music-hakkinda/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2010 23:26:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Celil Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[House Music]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://celilakman.wordpress.com/2010/03/18/house-muzik-house-music-hakkinda/</guid>
		<description><![CDATA[1985, House müziğinin temellerinin atıldığı bir yıldı. Electronic drum trackslarından sonra House Chicaco&#8217;da görülmeye başlanmıştı. Aradan bir yıl geçmeden House müzik dikkat çekici bir şekilde yaygınlaştı ve önemli kayıtlar yapılmaya başlandı. Avrupa&#8217;nın en önemli DJ&#8217;leri Chicago&#8217;da hakim olmaya başlamıştı. Bu müziğe öncülük eden iki önemli club vardı. Chicago&#8217;da Frankie Knuckles yönetiminde olan &#8216;Warehouse&#8217; ve NY&#8217;de Larry Levan tarafından yönetilen &#8216;Paradise Garage&#8217; [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=celilakman.wordpress.com&amp;blog=11871147&amp;post=48&amp;subd=celilakman&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1985, House müziğinin temellerinin  atıldığı bir yıldı. Electronic drum trackslarından sonra House Chicaco&#8217;da  görülmeye başlanmıştı. Aradan bir yıl geçmeden House müzik  dikkat çekici bir şekilde yaygınlaştı ve önemli kayıtlar yapılmaya  başlandı. Avrupa&#8217;nın en önemli DJ&#8217;leri Chicago&#8217;da hakim olmaya  başlamıştı. Bu müziğe öncülük eden iki önemli club vardı. Chicago&#8217;da  Frankie Knuckles yönetiminde olan &#8216;Warehouse&#8217; ve NY&#8217;de Larry Levan  tarafından yönetilen &#8216;Paradise Garage&#8217; dı.<br />
Eski Chicago Club&#8217;ı olan  Warehouse bir bakıma House müziğin isim annesidir. House aylarca  yerel radyolarda destek görmedi, insanların clublara gitmeleri sonucu  şimdiki temeller atılmış oldu ve üç önemli kayıt onların gücüyle  listelerde top ten listelerine girdi. Farley &#8216;Jackmaster&#8217;, Funk &#8216;Love  Can&#8217;t Turn Around&#8217;, Raze &#8216;Jack The Groove&#8217; hemen arkasından Steve  &#8216;Silk&#8217;, Hurley &#8216;Jack Your Body&#8217; parçaları clublarda istenen yerini aldı.<br />
Disco&#8217;lar  bilhassa hedefe yaklaşan ilk kayıtların üretimi için hazırlardı.  Sinnamon tarafından yapılan &#8216;Thanks to You&#8217;, &#8216;D-Train&#8217;, &#8216;You&#8217;re The One  For Me&#8217; ve &#8216;The Peech Boys&#8217;, &#8216;Don&#8217;t Make Me Wait&#8217; kayıtlarında yeni  olarak dup effect ve drop-out&#8217;ları tanıtmaya çalıştılar, ancak önceleri  isimlerini pek duyuramadılar, çünkü tam bir USA müziği değildi, oysaki  Avrupa müziğinin içinde yani NY ve Chicago&#8217;da İngiliz Electronic Pop  Müziği (Depeche Mode ve Soft Cell gibi) Giorgio Morader, Klein &amp; MBO  ve binlerce İtalyan ürünü mevcuttu.<br />
DJ Frankie Knukles eski disko  klasiklerini, yeni Eurobeat popunu ve sentezlenmiş beat&#8217;leri mixleyerek house müziğe  yeni canlar kattı. O yıllarda Frankie üzerine yapılan yorumlarda  karışımların sanatını yapan bir müzik mimarı diye adlandırıyorlardı onu.  En büyük house starı Frankie Knuckles club&#8217;larda yüksek bir  kabinde duayyen gibi çalıyordu, müzik onsekiz saat kesintisiz devam  ediyor ve fanatikleri çılgınca dans ediyordu.<br />
Hafızalarımızı  zorlayacak olursak Warehouse Chicago&#8217;nun en farklı atmosfere sahip  mekanı olarak adlandırılıyordu ve Frankie&#8217;nin katkıları kadar mekana  renk katan bir isim ise Prof. Funk diye adlandırılan George Clinton&#8217;dı.  Farklı kişiliği, yaratıcılığı ve ilginç giyim tarzıyla Warehouse&#8217;un  yaratıcısı olmuştu.<br />
First Choice &#8216;Let No Put Asunder&#8217;, Candido  &#8216;Jingo&#8217;, Shirley Lites &#8216;Heat You Up&#8217;, The Human League &#8216;BEF&#8217;, &#8216;Telex&#8217;,  &#8216;New Order&#8217; gibi eski kayıtlarda Frankie&#8217;nin elinde bulunuyordu.  F.Knuckles&#8217;ın yönetiminde olan Warehouse&#8217;da Harold Melvin tarafından  eski &#8216;Philly Klasikleri&#8217;, Billy Paul ve &#8216;The O&#8217;Jays ile Martin Circus&#8217;un  &#8216;Disco Circus&#8217; gibi mix çalışmaları yapılıyordu.<br />
Ayrıca KraftWerk ve  00Telex gibi gruplarda pop müzik sentezleri yapıyorlardı. Warehouse&#8217;da  çalışmalar ve yenilikler hızla devam ederken Paradise Garage cephesinde  de &#8216;Set It Off&#8217; diye adlandırılan oniki kayıt yaratılmaya başlanmıştı.  Orjinalleri Walter Gibbon tarafından yapılmıştı.<br />
Ardından underground  club&#8217;larda şükran ve sevinç ilahileri yapılmaya başlandı Chicago&#8217;da. Bu  çalışmalar Frankie ve Farley&#8217;in jenerasyonunu kapsayan DJ&#8217;ler  tarafından yapıldı ve yerel radyo istasyonlarında düzenli olarak  çalınmaya başlandı. 1986 yılında tatsız birtakım olaylar yaşandı. NY&#8217;de  yapılan &#8216;New Music&#8217; seminerinde, uluslararası DJ &#8216;lerin isimleri çalındı  ve onları küçültücü bir şekilde etiketlendirdiler, kayıtlarını dünyanın  çeşitli yerlerinde sattılar. Bu olayı takip eden 87 yılı içerisinde  yeni kayıt stüdyoları Chicago&#8217;dan kaçmaya başladı.<br />
Bu zaman zarfında  UK&#8217;de de çalışmalar yapılıyordu House müzik üzerine. Londra&#8217;nın ilk  club&#8217;ı olan &#8216;Delirium&#8217; Mike Pickering, Colin Fover, Eddie Richards, Mark  Moore, Noel ve Maurice Watson DJ &#8216;lere kendi club&#8217;ı bünyesinde  destekler veriyordu. 1987 yılında kariyerleri için artı bir şans  yakalayacak olan; Adonis, Marshall Jefferson, Fingers Inc ve Kevin  Irving düzenlenen &#8216;Chicago House Party&#8217; de yüksek performans  sergilediler ve ardından UK clublarına turneye çıktılar. 1986&#8242;dan sonra  sadece USA değil, dünyanın çeşitli yerlerinde&#8217;de House yaygınlaştı  ve electronic keyboard&#8217;lar piyasaya sürüldü. David Moroles, Robert  Clivilles ve David Cole bu yeni çalışmalara katkıda bulunan  isimlerdendir.<br />
Marshall Jefersson turnenin ardından Harri Dennis ve  Vince Lawrence ile Jungle Wonz ve Wirgo gibi ile yeni projeler üzerinde  çalıştı, iki ünlü Trax&#8217;i olan 120 BPM &#8216;Move Your Body&#8217; ve takiben &#8216;Ride  The Rythm&#8217;le ünlendi ve mesleğinde zirvede olan Adonis&#8217;e rakip oldu.  1987&#8242;de Housemüzik yaygınlaştıkça çeşitlilik gösterdi ve  Chicago&#8217;da Deeep House tutulmaya başladı. House&#8217;un  derin, kültürlü, güçlü ve daima teşvik edici bir imajı vardı. Fakat  sound&#8217;lar can sıkıcı şekilde birbirine benzer olarak yayılmaya  başlamıştı. Bu süreçte &#8216;Atkins&#8217; atımlarda bulunurak (Model 500,No UFO  gibi) müzik kayıtlarını değişime uğrattı.<br />
İkinci jenerasyon House Phutures&#8217;ın  &#8216;Acid Tracks&#8217;i ile uluslararası başarısı başlamıştır. Acid house 88&#8242;den  önce patlamaya hazırdı. Küçük bir grup Londralı DJ kendi Turntable&#8217;ları  ile kayıt stüdyosu açtılar. Chicagolular ise DJ Pierre gibi bir ustadan  tracklerin nasıl yapıldığını öğreniyorlardı ve donanım satın  alıyorlardı. Bu tecrübelerle Derrick May ve Kevin Saunderson tarafından  &#8216;Triangle of Love&#8217; yapıldı.<br />
Club&#8217;ların ve müziğin çeşitlilik  göstermesiyle ciddi bir problem ortaya çıktı. Chicago&#8217;da Acid&#8217;de dans  edenler LSD ve bilimum ectasy cinsi haplar konusunda tecrübelilerdi.  Drug gösterilerde adet haline gelmişti. Fakat house müzikte  böyle bir çirkinliğe yer yoktu. House&#8217;un adı drug&#8217;la kötüye  kullanılmak istenmedi hiçbir zaman. Frankie Knuckles&#8217;ın görüşüne göre house ritmleri  duyan insanların tüm kötülüklerin dışına çıkacağını düşünüyorlardı.<br />
Frankie&#8217;nin  ardından gelen house müziğinin altın çocuğu olarak adlandırılan  Brooklyn&#8217;li Todd Terry doğuştan bir yetenek olarak görülüyordu. Onun  bütün hayatı ve enerjisi club kültürü için harcanmıştır adeta. Hi-Tech  müziğin extreme&#8217;lerinde deney sahibi olmuş Todd Terry &#8216;Just Wanna Dance&#8217;  ile modern House&#8217;un garage ruhunu yakalamıştır.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/celilakman.wordpress.com/48/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/celilakman.wordpress.com/48/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/celilakman.wordpress.com/48/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/celilakman.wordpress.com/48/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/celilakman.wordpress.com/48/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/celilakman.wordpress.com/48/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/celilakman.wordpress.com/48/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/celilakman.wordpress.com/48/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/celilakman.wordpress.com/48/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/celilakman.wordpress.com/48/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/celilakman.wordpress.com/48/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/celilakman.wordpress.com/48/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/celilakman.wordpress.com/48/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/celilakman.wordpress.com/48/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=celilakman.wordpress.com&amp;blog=11871147&amp;post=48&amp;subd=celilakman&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/18/house-muzik-house-music-hakkinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/232dc98f40ba14f1341529c8af1046e6?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">celilakman</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Elektronik Müzik Terminolojisi</title>
		<link>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/18/elektronik-muzik-terminolojisi/</link>
		<comments>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/18/elektronik-muzik-terminolojisi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2010 23:25:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Celil Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[House Music]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://celilakman.wordpress.com/2010/03/18/elektronik-muzik-terminolojisi/</guid>
		<description><![CDATA[Analog: Sürekli değişen elektrik sinyalleri oluşturan devre. Genellikle dijital ve sentetik seslere kıyasla daha “sıcak” tınlayan analog enstrümanlar ve bunlardan çıkan sesleri tanımlamak için kullanılır. BPM: (beats per minute) dakikadaki vuruş sayısı&#8230; Davulun kicklerine göre sayılır. Bir nevi tempo anlamı taşır. Crowd: Bir “event”teki dinleyici kitlesi. Bir DJ’in takipçileri anlamında da kullanılır. Cümle: Sekiz ölçüden [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=celilakman.wordpress.com&amp;blog=11871147&amp;post=47&amp;subd=celilakman&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Analog: Sürekli değişen elektrik sinyalleri oluşturan devre. Genellikle  dijital ve sentetik seslere kıyasla daha “sıcak” tınlayan analog  enstrümanlar ve bunlardan çıkan sesleri tanımlamak için kullanılır.<br />
BPM: (beats per minute) dakikadaki vuruş sayısı&#8230; Davulun kicklerine  göre sayılır. Bir nevi tempo anlamı taşır.<br />
Crowd: Bir “event”teki dinleyici kitlesi. Bir DJ’in takipçileri  anlamında da kullanılır.<br />
Cümle: Sekiz ölçüden oluşan birim. (phrase)<br />
Crossfader: Hangi kanalın (yani turntable’daki plak sesinin) daha çok  duyulması gerektiğini ayarlayan ve iki plak arasında geçişi sağlayan  buton.<br />
Event: Parti ya da club performansı gibi elektronik müzik kültürü  etkinliklerinin genel adı.<br />
Jogging: Mixing sırasında ritmi hızlandırmak şeklinde vücut bulan  hareket, plağı itmek şeklinde de uygulanabilir.<br />
Label: Plak şirketi.<br />
Platter: Turntable’ın üzerindeki dönen diske verilen ad. Bunun üzerine  slipmat, onun üzerine de plak konulur. Profesyonel turntable’ların  direct drive (kendinden motorlu) teknolojisiyle çalışan platter’ları  vardır. Kalite açısından biraz daha “fakir” turntable’lar belt drive  (kayış &#8211; kasnak sistemi) teknolojisiyle çalışır. Bunun dezavantajı  “scratching” sırasında sorun yaratmasıdır.<br />
Sample: Başka kaynaklardan devşirilmiş ses örnekleri. Parçaların arasına  sıkıştırılması makbuldür.<br />
Scratching: Turntable üzerindeki plağı sağa sola çekiştirmek, zaman  zaman bastırmak suretiyle elde edilen “cızırtı”.<br />
Sequencer: Üst üste kanal kayıt yapıp, kurgulama imkanı veren donanım /  yazılım.<br />
Set: Bir DJ’in, çaldığı süre boyunca oluşturduğu giriş, gelişme ve sonuç  bölümlerine sahip bir paragrafa benzer yapıda ilerleyen parçalar  toplamı.<br />
Slipmat: Platter’ın üzerine yerleştirilen örtümsü kumaş. Düşük sürtünme  özelliğine sahip olanları, üzerine plak konulmak suretiyle scratching’i  kolaylaştırır.<br />
Stylus: Tüm ekipmanlar arasında belki de en nazik yapıya sahip ayrıntı:  plak iğnesi. Plağa kayıtlı müziği okur.<br />
Ölçü: Dört vuruşluk birim.<br />
Turntable: Özetle, plak çalmaya yarayan nesne.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/celilakman.wordpress.com/47/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/celilakman.wordpress.com/47/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/celilakman.wordpress.com/47/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/celilakman.wordpress.com/47/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/celilakman.wordpress.com/47/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/celilakman.wordpress.com/47/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/celilakman.wordpress.com/47/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/celilakman.wordpress.com/47/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/celilakman.wordpress.com/47/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/celilakman.wordpress.com/47/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/celilakman.wordpress.com/47/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/celilakman.wordpress.com/47/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/celilakman.wordpress.com/47/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/celilakman.wordpress.com/47/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=celilakman.wordpress.com&amp;blog=11871147&amp;post=47&amp;subd=celilakman&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/18/elektronik-muzik-terminolojisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/232dc98f40ba14f1341529c8af1046e6?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">celilakman</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Elektronik müzik nedir? Trance-Techno-House-Chillout</title>
		<link>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/18/elektronik-muzik-nedir-trance-techno-house-chillout/</link>
		<comments>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/18/elektronik-muzik-nedir-trance-techno-house-chillout/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2010 23:24:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Celil Akman</dc:creator>
				<category><![CDATA[House Music]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://celilakman.wordpress.com/?p=44</guid>
		<description><![CDATA[Elektronik müzik denince aklımıza dijital seslerden oluşmuş bir müzik harmanı geliyor. Gerek içerisinde yaşattığı duygu yoğunlundaki hüzün, gerekse hızlanan ritimle birleşmiş karmaşık ama eğlenceli bir yolculuk. DJ ve Prodüktörlerin kaptan, mekanların uçak, bizlerin ise yolcular olduğumuz bu serüvenin öncesini merak edenler için küçük bir elektronik araştırma yaptık. Merak edenlere elektronik müziğin dünü, bu günü. Geleceği [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=celilakman.wordpress.com&amp;blog=11871147&amp;post=44&amp;subd=celilakman&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="entry_container">
<p>Elektronik müzik denince aklımıza dijital seslerden oluşmuş bir müzik  harmanı geliyor.<br />
Gerek içerisinde yaşattığı duygu yoğunlundaki hüzün,<br />
gerekse hızlanan ritimle birleşmiş karmaşık ama eğlenceli bir yolculuk.<br />
DJ ve Prodüktörlerin kaptan, mekanların uçak, bizlerin ise yolcular  olduğumuz bu serüvenin öncesini merak<br />
edenler için küçük bir elektronik araştırma yaptık. Merak edenlere  elektronik müziğin dünü, bu günü.<br />
Geleceği ise derin sularda yatan güzellikler gibi büyük bir soru  işareti&#8230;</p>
<p>The Birth Of Synthesizer:</p>
<p>Elektronik müziğin ilk örneklerine Rusya civarında rastlıyoruz.<br />
Bu müziğinin hükümdarı olarak bilinen &#8216;Leon Theremin&#8217; ilk  sentezlemelerini yapıp bu işe bir start verdi.<br />
Hiçbir enstrüman kullanmadan müziğini harcında,<br />
elektromanyetik dalgalar kullanarak müzikte yeni dizaynlar yarattı.<br />
&#8216;Theremin&#8217;in enstrüman çalanların hareketlerine ve müziklerin ölçülerine  bağlı olarak farklı<br />
tonlarda ve yüksek seviyelerde üretimleri bulunuyor.</p>
<p>New Sounds(1960):</p>
<p>20. yüzyıla ait seslerle yep yeni üretimler başladı.<br />
Eric Satie ve Arnold Schonberg tarafından elektro-müzikte yeni  matematiksel kavramlar(vuruşlar)<br />
oluşturmak için mekanik seslerin ustası olan Luigi Russolo ve Mauricio  Kagel&#8217;e teklif götürdüler.<br />
İkilinin mekanik sesleri gibi yeni konseptler hızla yayılmaktadır.  Öncelikle Karlheinz Stockhausen<br />
elektronik müzik yapma şansını yakalar. 1958&#8242;de ilk elektronik piyano ve  1965&#8242;te<br />
ilk Analog Synthsizer&#8217;ın yapılmasından sonra elektronik sesler modern  müzik alanında yayılır.<br />
Ve 1960&#8242;lı yılların sonunda ilk elektronik müzik grupları ortaya  çıkar&#8230;</p>
<p>Pink Floyd, Emerson Lake &amp; Palmer, The Residents&#8230;<br />
Soul-Disco-Funk(1970): 70&#8242;lere gelindiğinde soul ve funk akımı  diskolarda ki hakimiyetine başladı.<br />
Bununla birlikte 70&#8242;den önce yapılmış olan sentezlerle &#8216;Giorgio  Moroder&#8217;, elektronik disko müziğinin<br />
olmasını sağladı.<br />
Ardından &#8216;Gospel&#8217;in yüksek enerjili (Hİ NRG) çalışmaları gay clublarını  aşarak, NY&#8217;de Sal Soul diye<br />
isimlendirilmeye başlandı.<br />
Kraftwerk :</p>
<p>Bu olaylardan 1 sene sonra il elektronik müzik grubu Kraftwerk kurulur.<br />
Ralf Hutter, Florian Schneider&#8217;dan dan oluşan grup, ayrıca drum machine  kullanan ilk grupta olur.<br />
Davul seslerinin bu mekanikleşmiş hallerini ve elektronik conseptleri en  üst seviyede tutmuş ve ortaya<br />
&#8216;Autobahn&#8217;(1974), &#8216;The Man Machine&#8217;(1978) gibi elektronik klasiklerini  yarattılar.<br />
1970&#8242;den itibaren Jean-Micheal Jarre, Tangerine Dream gibi genç isimler  ortaya çıkar. San Francisco&#8217;da<br />
ise Alan Vega ve Martin Rev, 80&#8242;lerden bugüne elektronik müziğin  gelişmesine çeşitli katkıları<br />
olacak &#8220;Suicide&#8221;ı kurarlar</p>
<p>New Wave:</p>
<p>70&#8242;lerde Kraftwerk tarafından ilk tohumlar atıldıktan sonra Throbbing  Gristle,<br />
Human League, Ultravox, Cabaret Voltaire, Devo, Yellow Magic Orchestra  (from japon),<br />
Simple Minds, Joy Divition , Pere Ubu ,Orchestral Manoeuveres In The  Dark ve Gary Numan Krafwerk&#8217;in<br />
yolunda listelerin zirvelerinde dolaşmaya başladı.</p>
<p>US Pre-House:</p>
<p>NY&#8217;de çalan club hitlerinde tiz notaları ve ritimleri terbiye edip  büyüterek ortaya<br />
insanları motive eden, hazırlayan bir tür çalınıyordu. David Moroles ve  Tony Humphries gibi<br />
ünlü DJ&#8217;ler Paradise Garage club&#8217;a gelerek günün trendini  oluşturuyorlardı.<br />
O sıralar Frankie Knuckles&#8217;da Chicago&#8217;da Warehouse&#8217;da DJ&#8217;lik statüsünü  kazanmıştı.<br />
Bu gelişmeler olurken Farley Keith ve Juan Atkins ortak üretim olan &#8216;Hot  Mix 5&#8242; i Detroit&#8217;de çıkarttılar.</p>
<p>The New Romantics:</p>
<p>1980&#8242;li yıllarda Elektro-Visage, Depeche Mode, Yazoo, Heaven 17, Yello,  Klaus, Nomi, D.A.F.,<br />
Japon yeni elektronik sitilleri olan yöresel müziklerine yatkın yeni  jenerasyonun taze slow&#8217;larını yaratmışlardı.<br />
Paradise Club&#8217;ın açılmasından iki yıl önce ünlü DJ Larry Levan  tarafından &#8217;4 to The Floor&#8217; iyi bir biçimde sağlanmıştı,<br />
Garage House&#8217;da.<br />
Up tempo&#8217;nun versiyonlarını ve müziksel sitillerini NY Club House&#8217;da  belirleyen David Moroles, Robert Clivilles,<br />
David Cole , Musto&amp;Bones ve Todd Terry gibi DJ ve yapımcılar oldu.<br />
House’un ortaya çıkışı ve gelişimi<br />
70&#8242;ler boyunca gittikçe bir çılgınlık haline gelen Disco 80&#8242;lerin  başında kendini tüketti. Basın Disco&#8217;nun öldüğünü ilan etti ve bir  &#8220;Disco Suck&#8221; kampanyası başlattı. İnsanlar tuhaf bir şekilde Chicago’da  Komishi parkında biraraya gelip eski Disco plaklarını yaktılar. Oysa  Disco ölmemiş, çıkış noktası olan underground&#8217;a dönmüştü.</p>
<p>Disco’nun ardından dans müziği New York’ta ve Chicago’da farklı yönlerde  ilerledi. Bu dönemde Paradise Garage&#8217;ın efsanevi Dj&#8217;i Larry Levan,  Funk, Soul, Disco ve biraz da New Wave etkileri taşıyan bir müzik  çalıyordu. Yoğun ve güçlü baslar, Gospel etkisi taşıyan duygusal  vokallerden oluşan bu müzik Garage sound&#8217;unun ilk örneğiydi. New York’ta  gelişen Garage, Disco&#8217;nun devamıydı diyebiliriz.</p>
<p>Chicago’da ise vokal yerine daha elektronik seslerin yeraldığı House  ortaya çıktı. Chicago sound’una Deep House da deniyordu. Disco&#8217;dan  House&#8217;a geçiş oldukça yumuşak ve belirsiz oldu. 1987 Disco, Garage ve  House&#8217;un aynı anda hatta birarada varolduğu bir yıldı.</p>
<p>Larry Levan gibi Dj&#8217;ler, Chicago, New York ve Detroit&#8217;ten gelen son  house prodüksiyonlarını setlerine katıyorlardı. New York&#8217;taki Sound  Factory Bar gibi mekanlarda Disco ve House birarada çalınıyordu.</p>
<p>HI-NRG ve arayışlar&#8230;</p>
<p>Disco ile House arasındaki geçiş döneminde Hi-NRG adı verilen bir müzik  türü ortaya çıktı. Adından da anlaşılabileceği gibi oldukça hızlı bir  dans müzik olan Hi-NRG&#8217;de arada yumuşama, durulma bölümleri yoktu.  Hi-NRG tam da Disco&#8217;nun underground&#8217;a çekildiği bir dönemde ortaya  çıktı. Gloria Gaynor&#8217;ın &#8216;Never Can Say Goodbye&#8217;ı Hi-NRG etkisi taşıyan  ilk parçaydı. Hi-NRG büyük ölçüde Cerrone ve Giorgio Moroder&#8217;in  Euro-Disco sound&#8217;unun etkilerini taşıyordu.</p>
<p>Kısa süre sonra son derece hızlı, duygusallıktan uzak, monoton ve yoğun  erotik göndermeleri olan bu müzik kulüplerde çalınmaya başladı. Hi-NRG  prodüktörleri hem high-tech, ve bir o kadar da ilkel bir sound&#8217;un  peşindeydiler.</p>
<p>Basit melodik yapılar hem insanların hoşuna gidiyor hem de kulüpteki  herkesin bir bütün haline gelmesini kolaylaştırıyordu. 80&#8242;lerin  ortasında House&#8217;un güçlenmesiyle Hi-NRG kulüplerden çekildi fakat  80&#8242;lerin pop müziği üzerindeki etkisi bir süre daha devam etti.</p>
<p>Disco&#8217;nun olanakları tükenmiş, prodüktörler ise kendilerini Hi-NRG&#8217;nin  monotonluğuna kaptırmışken, Chicago ve New York&#8217;taki Dj&#8217;ler teknolojiyle  duygusallığın biraraya geldiği, aşağı yukarı 120 bpm civarında bir  müzik arayışı içindeydiler.</p>
<p>Bu arayışlar basit bas melodileri ve &#8220;four to the floor&#8221; ritmi üzerine  Chicago&#8217;da teknik oyunlardan, New York&#8217;ta ise gospel ve soul etkisindeki  vokallerden oluşan iki farklı yönde ilerledi. New York’ta Disco’nun  çıkışında önemli rol oynayan Paradise Garage gibi , Chicago’daki  Warehouse da House müziğin doğduğu yer oldu.</p>
<p>Warehouse ve Frankie Knuckles&#8230;</p>
<p>House&#8217;un ortaya çıkışındaki önemli isimlerden biri olan Frankie  Knuckles, Larry Levan gibi, liste başı parçalar çalmak yerine  underground alanlarda dolanan bir Dj&#8217;di.</p>
<p>1977&#8242;de Chicago&#8217;daki Warehouse&#8217;un açılış gecesine davet edilmişti.  Sonraları House müzik adını bu kulüpten aldı. Knuckles bundan sonra  birkaç kez daha Warehouse&#8217;ta çaldı. Warehouse&#8217;taki dinleyici kitlesi  Knuckles&#8217;ın çok hoşuna gitmişti.</p>
<p>Chicago&#8217;dakiler New York&#8217;a göre daha hızlı ve sert bir sounddan  hoşlanıyorlardı. Özellikle Warehouse&#8217;ta Avrupa kökenli avant-guarde  çalışmalara yoğun bir ilgi vardı.Chicago gençliği Kraftwerk&#8217;i Barry  White&#8217;a tercih ediyordu.</p>
<p>Funk, Avrupa dans müziği ve teknoloji faktörü House&#8217;un temelini  oluşturdu. Bu dönemde çalınan parçalara &#8220;şarkı&#8221; yerine &#8220;track&#8221; demeye  başladı. Bu terim şarkının tekbaşına varlığının yanısıra, Dj setinin bir  parçası, bir birimi olduğunu da ifade ediyordu.</p>
<p>Disco ve Hip-hop gibi House da önce bir Dj tarzı olarak ortaya çıktı,  daha sonra bu tarzda müziklerin plağa basılmasıyla bir müzik türü haline  geldi. House’un ortaya çıkışıyla bilinen sounduna ulaşması da on yıllık  bir süreci kapsıyor.</p>
<p>O dönemde basılan plaklardan hangisinin ilk House plağı olduğu konusu  oldukça tartışmalı. Fakat birçok kaynağa göre Jesse Saunders’ın  Mitchball’dan çıkan &#8220;Fantasy&#8221; ve &#8220;I Like To Do It In Fast Cars&#8221; ı ilk  House parçaları sayılıyor. Şimdi kulağa oldukça eski gelen bu parçalar  minimal ritm yapısı ve synthesizer cızırtılarıyla 15 yıl önce insanlar  için son derece yeni ve inanılmazdı. Dinleyenler önce neye uğradığını  şaşırıyor, bir süre sonra da dansetmeye başlıyorlardı.</p>
<p>The Music Box&#8230;</p>
<p>Bu dönemde Chicago’da &#8220;The Music Box&#8221; adlı kulüp açıldı. Aynı zamanda  Frankie Knuckles da Warehouse’ta çalmayı bıraktı. Knuckles’ın sound’u  House’un temellerini ortaya atmasına rağmen hala Disco etkileri  taşıyordu. The Music Box’un en önemli Dj’i olan Ron Hardy ise House  olayının patlamasına sebep olan ortamı hazırladı. Hardy’nin soundu güçlü  ve cesurdu.</p>
<p>Alışılmadık ritm yapıları kullanıyordu. Chicago’da yetişen ikinci  jenerasyon Dj’ler müzikal gelişimlerinin önemli bir kısmını The Music  Box’ta yaşadılar. Cesur bir sound’un kendine yer edindiği The Music Box  oldukça underground bir mekandı.</p>
<p>Kış ortasında bile tıkabasa dolu ve deli gibi sıcak olan mekanda  insanlar tişörtlerini çıkarmış, terden sırılsıklam bir şekilde  dolaşıyorlardı.</p>
<p>Dj. Farley ve &#8220;Hot Mix 5&#8243; adlı Dj kollektivitesi (Mickey Oliver, Ralphie  Rosario, Mario Diaz, Julian Perez, Steve Hurley) WBMX gibi radyolarda  House müziğin partilere gitmeyen insanlar tarafından da duyulmasını  sağladılar. Larry Heard ve Robert Owens &#8220;Fingers Inc.&#8221;yi kurdular.  Adonis, Mr. Lee, K. Alexi, Marshall Jefferson gibi prodüktörler  durmaksızın parça üretiyorlardı. Lil Louis kendi partilerini düzenliyor,  bu partilerde çalıyordu.</p>
<p>Fingers Inc. Ve Steve Hurley gibi müzisyenler House konusunda  araştırmalar, deneyler yapıyor, yeni sesler arıyorlardı. Biraz da diğer  Dj’lerin hiçbirinde olmayan şeyler çalabilmek amacıyla yaptıkları  prodüksiyonlar tutulmaya başlayınca Dj International Records’ı kurdular.  Dj International ve Larry Sherman’ın kurduğu Trax Records dönemin en  önemli iki plak şirketi oldu.</p>
<p>Bu dönemde prodüktörler ve plak şirketleri arasında sürekli &#8220;Sen benden  çaldın, o benim parçamı sample etmiş..&#8221; gibi tartışmalar ve suçlamalar  sürüp gidiyordu.</p>
<p>1987’lerde David Morales, Todd Terry gibi isimler duyulmaya başlandı.  New York’ta kapanmış olan Paradise Garage’ın yerini Blaze aldı. Frankie  Knuckles &#8220;Let The Music Use You&#8221; adlı vokal House parçasını yayınladı.  Bu plak bir sene sonra İngiltere’de patlak verecek olan Summer of  Love’ın vazgeçilmezleri arasında yeralacaktı.</p>
<p>87’de House artık New York ve Chicago’nun sınırlarını aşmış, Avrupa’ya  ve dünyaya yayılmaya başlamıştı. Bu yaygınlaşma sürecinde popülaritesi  artarken House müzik Pop’laşmaya, Pop müzik House’laşmaya başladı.  Underground’dan popülere olan kaçınılmaz evrim gerçekleşirken  Detroit’teyse içten içi birşeyler kaynıyor Juan Atkins, Derrick May,  Kevin Saunderson gibi isimler Techno’nun temellerini atıyorlardı. Aynı  dönemde Chicago’da Dj Pierre, Roland 303 adlı bir bas makinasının  içinden Acid House denen şeyi çıkardı. Acid House ve Summer of love’la  İngiltere, Punk’tan bu yana en büyük gençlik olayını yaşayacak ve rave  kavramı ortaya çıkacaktı.</p>
<p>Chicago&#8217;daki Warehouse, Powerplant, The Music Box gibi mekanlarda New  York&#8217;taki Paradise Garage&#8217;ın House versiyonu yaşanıyordu. Djler 10 saat  süren setler çalıyor, insanlar güneş doğarken sürünerek evlerine  dönüyorlardı.</p>
<p>Sosyal baskılardan uzak bir ortamda kendini müziğin hükümdarlığına  bırakmak dönemin ve House&#8217;un temel duygusu haline geldi. House denen şey  aynı zamanda dış etkilerden uzak, sıcak ve güvenli bir ev gibiydi.  Warehouse&#8217;ta gecenin &#8220;peak&#8221; noktasında Frankie Knuckles kulüpteki bütün  ışıklar kapatıp kulağı sağır edecek kadar yüksek bir volümde, son hızla  giden bir tren sesi çalıyordu.</p>
<p>Pencereleri de siyaha boyalı olan Warehouse&#8217;ta tamamen karanlığa gömülen  insanlar çeşitli uyarıcı ve uyuşturucuların ve son derece tuhaf bir  tren gürültüsünün etkisiyle çığlık çığlığa bağırıyorlardı. House  takipçileri bir süre sonra oldukça bilinçi dinleyiciler haline geldiler.</p>
<p>Dj kötü bir mix yaptığı zaman bağırıp dakikasında rezil ediyorlardı,  çünkü dinleyicilerin neredeyse yarısı bu işlerin nasıl yapıldığını zaten  biliyordu.</p>
<p>The feeling&#8230;</p>
<p>Disco son derece neşeli ve eğlenceli bir dans müziğiydi. Disco’dan  türeyen House’ta ise herşeye rağmen melankolik bir hava vardı.  Endüstriyel ve elektronik seslerin hüznü işin içine girdiğinden House  hem eğlenceli ve hareketli, bir yanıyla da hüzünlü ve duygusal bir müzik  oldu.</p>
<p>Garage vokallerindeki gospel etkisi de sadece müzikal değildi, Hristiyan  geleneğine ait bazı kavramlar bu müzikte yeni anlamlar kazandılar.  House sevgi dolu ve doğru bir dünyada yaşama isteğini dile getiriyordu.  Fakat bu istek bir amacı, inancı, ütopyaları yansıtmıyordu.</p>
<p>House’un eğlenceli yanı bu isteği, hüzünlü yanı ise dünyanın içinde  bulunduğu durumun bilincinde olma konumunu yansıtıyordu. Onların dünyayı  değiştirmek gibi bir amacı yoktu. Birşeylerin, hatta birçok şeyin  yanlış olduğunu biliyorlar, bulundukları yerde yani &#8220;ev&#8221;de, beraber  oldukları insanlarla güzel bir anı paylaşıyor, güzel bir anı  uzatıyorlardı.</p>
<p>Farkındalığın verdiği hüzün ve aynı zamanda içinde bulunduğu anı en  yoğun ve güzel şekliyle yaşamak bir jenerasyonun temel duygusu oldu.  Sürekli bir yabancılaşma duygusu artık, gülümseyerek danseden bir  kalabalığın içinde paylaşılıyordu&#8230;.<br />
Techno</p>
<p>Makinelerin sesi&#8230;</p>
<p>Techno kasvetli, monoton bir endüstri şehri olan Detroit’te doğdu. Bu  karanlık şehirde, dumanlar altındaki sokaklar fabrikalarla, fabrikalar  durmaksızın bağıran makinelerle doluydu. Makinelerin sesi Kraftwerk’le  beraber müziğin içinde duyulmaya başlamıştı.</p>
<p>Chicago ve New York’ta House’un ortaya çıkışıyla da yeni bir müzik  anlayışı, yeni yapılar, anlatım biçimleri oluştu. Acid House’la müziğe  giren cızırtılar ve tuhaf sesler Detroit’te gitgide saflaşarak,  four-to-the floor beat’inin üzerinde yerlerini aldılar.</p>
<p>80’lerin ortasında, tamamen elektronik ve son derece soyut bir müzik  olan Techno ortaya çıktı. Techno, makineyle insan arasındaki melez  varoluş biçiminin bir ifadesi; en saf insani duyguları makinelerin  sesleriyle anlatan yeni bir dildi.</p>
<p>Techno’nun ilk örneği 1985 yılında Juan Atkins tarafından üretildi.  Atkins bu noktaya gelirken Kraftwerk, Parliament, Funkadelic ve Dj  Electrifying Mojo gibi isimlerden etkilenmişti. Gençliğinde davul ve bas  gitar çalan Juan Atkins’in, kendine 3070 adını veren Vietnam gazisi bir  okul arkadaşı vardı.</p>
<p>Asıl adı Richard Davis olan 3070, Roland MSK-100 model bir sequencer  kullanarak tekbaşına müzikle uğraşan, içine kapanık bir gençti. Atkins  de elektronik müzik yapmayı kafasına koymuştu ama o zamanlar bunu yapmak  için insanın elektronik mühendisi olması gerektiğini düşünüyordu.  1981’de Atkins ve 3070, Cybotron adlı iki kişilik grubu oluşturdular. Bu  dönemde synthesizer beat’leri ve bas melodileri, Juan Atkins’i liseden  arkadaşları olan Derrick May ve Kevin Saunderson’la biraraya getirdi.<br />
Rec, Pause, Play&#8230;</p>
<p>Başlangıçta son derece ilkel şartlar altında deneysel çalışmalar  yapıyorlar, parçalarını bir pikap ve kaset çaların &#8220;pause&#8221; düğmesiyle  kurguluyorlardı.</p>
<p>Atkins ve May yaptıkları müzikleri &#8220;Deep Space Soundworks&#8221; adıyla bir  partide çaldılar ve başarısız oldular. Kimse dansetmedi, insanlar  ilgisiz birşekilde etraflarına bakınıyordu. Daha sonra bu isimler  Detroit sound’unun kurucuları oldular. Bazen birarada, bazen de farklı  isimler altında tekbaşlarına çalışmalar yaptılar.</p>
<p>[ Model 500 (Atkins), Reese, Kreem, Santonio, Inter City, Keynotes,  E-Dancer (Saunderson), Mayday, R-Tyme, Rhytim is Rhytim (May) ]<br />
Cybotron’un ilk plağı &#8220;Alleys of Your Mind&#8221; yerel olarak piyasaya  sürüldü ve 15,000 sattı. Cybortron sadece bir müzik grubu değil, çok  yönlü, fütürist bir projeydi.</p>
<p>Fütüroloji araştırmaları yapan Alvin Toffler’ın düşünceleri, Kabbala,  bilgisayar oyunları gibi oldukça farklı kaynaklardan beslenen Cybotron,  bir techno sözlüğü, yeni bir tecno dili gibi projeleri kapsıyordu.  &#8220;Clear&#8221; ve &#8220;R-9&#8243; gibi ısınma çalışmalarından sonra Cybotron, 1985’te  Fritz Lang’ın &#8220;Metropolis&#8221; filminden esinlenilerek ismi koyulan &#8220;Techno  City&#8221;i yayınladı. Böylece bu yeni müziğin adı da koyulmuş oldu.</p>
<p>Aynı yıl Atkins Model 500 adı altında çalışmaya başladı. Metro-plex adlı  kendi label’ından &#8220;No UFOs&#8221;u yayınladı. Bu dönemde Detroit üçlüsünden  herbirinin kendine ait bir label’ı oldu.</p>
<p>Metroplex’in sublabel’ı olan Transmat Derrick May’e aitti. Saunderson’ın  label’ı da kendi adını taşıyordu; KMS (Kevin Maurice Saunderson).  Aralarında &#8220;Strings of Life&#8221;, &#8220;Rock to the Beat&#8221;, &#8220;When He Used To Play&#8221;  gibi parçaların yeraldığı sayısız plak çıkardılar.<br />
Detroit üçlüsü kendilerini, makineleri üreten sisteme, makinelerle karşı  koyan bir güç olarak görüyordu.</p>
<p>Teknolojiyi kucaklayan, bir yanıyla da karanlık ve duygusal bir  tavırları vardı. 120 bpm civarındaki, tuhaf, yabancı seslerden oluşan bu  müzik, güçlü bir duygusal yoğunluğa sahipti ve yeni jenerasyonun ruh  halini tam olarak yansıtıyordu.</p>
<p>Bu, arzu ve endişenin birleşip tek bir duyguya dönüştüğü, paranoyanın  mutluluğun bir parçası haline geldiği, ünlemle soru işaretinin  birleştiği bir noktaydı. Derrick May’in o sıralarda yaptığı bir parça bu  duygunun adını koydu; &#8220;Is It What It Is?&#8221;</p>
<p>Bir sanayiden diğerine&#8230;</p>
<p>Techno, Chicago’da gelişen Acid House’la aynı dönemde ortaya çıkmasına  rağmen uzun süre Detroit sınırlarını aşamadı. Amerika’da kabul görmeyen  Techno, 90’larda Avrupa’ya sıçradı ve özellikle İngiltere’de büyük yankı  uyandırdı.</p>
<p>Detroit’teki gelişmeleri takip eden Neil Rushton Transmat’la bağlantıya  geçti ve Detroit üçlüsünün 12 parçasından oluşan &#8220;Techno! The New Dance  School of Detroit&#8221; adlı toplama bir albüm hazırlayıp İngiltere’de satışa  çıkardı. Bu albümle Techno İngiltere’de patladı ve Avrupa’ya yayıldı.</p>
<p>Bu dönemde elektronik ve bilgisayar teknolojisinde yaşanan gelişmelerle  dijital müzik üretimi teknik olarak kolaylaştı ve ev stüdyolarında  rahatlıkla gerçekleştirilebilir hale geldi. Böylece Techno, Detroit’li  ustalardan esinlenen Avrupalı gençlerin eline geçti . Techno  İngiltere’de Londra, Manchester gibi parti şehirlerinde değil, yine bir  endüstri şehri olan Sheffield’de gelişti. 808 State ve A Guy Called  Gerald gibi müzisyenler de Manchester’da kendilerine özgü bir Techno  sound’u oluşturdular.</p>
<p>İkinci Detroit Harekatı&#8230;</p>
<p>90’ların başında Detroit’in en önemli Techno kulübü olan The Music  Institute kapandı, Detroit üçlüsü farklı yönlere dağıldı. Onların  ardından ikinci bir Detroit Techno hareketi yaşandı. Bu hareketin  öncüleri +8, Underground Ressistance, Jeff Mills, Mike Banks gibi label  ve producer’lar oldu. Electro, Synth Pop, Belçika kökenli EBM  (Electronic Body Music) ve daha birçok endüstriyel etki altında gelişen  bu yeni akım oldukça sert, öfkeli ve endüstriyel bir sound’un ortaya  çıkmasına sebep oldu.</p>
<p>Underground Resistance birbiri ardına &#8220;Sonic&#8221;, &#8220;Waveform&#8221;, gibi sert ve  iddialı EP’ler yayınladı. Aynı ölçüde sert ve hızlı prodüksiyonlar  çıkaran +8 ise Richie Hawtin ve John Acquaviva’ya aitti. Hawtin ayrıca  F.U.S.E. (Futuristic Underground Subsonic Experiments) adı altında tek  kişilik çalışmalar da yapıyordu.</p>
<p>Bu dönemde iyiden iyiye ticari ve uyuşturucuya endeksli hale gelen  Rave’ler Hawtin gibi müzisyenlerin kabusu haline gelmişti. Birçok Dj  ardarda çaldığı için setlerin süresi kısalmıştı, Dj’ler insanları uzun  ve konsantre bir yolculuğa çıkaramıyorlardı.</p>
<p>Uyarıcıdan gözü dönmüş bir kitle ne dinlediğinin farkında bile değildi.  180 bpm’e alışan Hardcore zombileri Hawtin’e yaklaşıp biraz daha hızlı  çalmasını istiyorlardı. Daha hızlı, daha sert, daha daha daha derken  müzikal anlamda birşeyler gerçekleştirmek isteyen Dj’lerin sinirini  bozmaya başlamışlardı.</p>
<p>Durumdan rahatsız olan insanlar gitgide korkunçlaşan Rave ortamından  kaçıp kulüplere sığındılar. +8 de sert ve hızlı takıntısından uzaklaşıp  daha nitelikli arayışlara yöneldi. Hawtin, Chicago Acid sound’u ve  Detroit Techno’yu sentezlediği ve &#8220;Kompleks minimalizm&#8221; adını verdiği  bir alanda çalışmalar yapmaya başladı ve bunları Plastikman adı altında  yayınladı.</p>
<p>Detroit’ten Berlin’e&#8230;</p>
<p>Bu sırada Speedy J gibi müzisyenlerle beraber Almanya’da da benzer  yönelimler ortaya çıktı. 90’ların ortasında Detroit’li producer’lar  Berlin’i mekan tuttular.</p>
<p>Underground Resistance, Alman label’ı Tresor üzerinden albümler  yayınlamaya başladı. Tresor Berlin’deki aynı adlı kulübe bağlıydı. Juan  Atkins, Eddie Flasin’ Fowlkes gibi isimler de Tresor’la çalışmaya  başladılar. Tresor’dan çıkan toplama bir albümün adı bu ilginç ortaklığı  yansıtıyordu: &#8220;Berlin-Detroit: A Techno Alliance&#8221;. Underground  Resistance’ın sert tavrı da Frankfurt’taki Force Inc. ve PCP gibi  label’larla Avrupa’daki karşılığını buldu.</p>
<p>90’lı yıllar boyunca Techno’dan türeyen Hardore, Gabber, Ambient gibi  sayısız müzik türleri ortaya çıktı. Richie Hawtin başta olmak üzere Joey  Beltran, Jeff Mills, Robert Hood, Stacey Pullen, Kenny Larkin, Alan  Oldham, Dan Curtin, Claude Young, Marc Kinchen, Blake Baxter gibi  müzisyenler minimalist Detroit geleneğini sürdürdüler. +8 (Kanada),  Djax-Up (Hollanda), Tresor, Labworks (Almanya) gibi label’larla Techno  pürist ve avant-guarde bir yönde ilerledi. İngiltere’deyse Soma, Ferox,  Ifach, Peacefrog gibi label’lar ve aralarında Dave Angel, Funk D’Void,  Russ Gabriel, Luke Slater, Ian O’Brien’ın bulunduğu producer’lar Detroit  etkisinde farklı Techno soundları oluşturdular.</p>
<p>Arzu ve Endişe&#8230;</p>
<p>House ve türevleri süslü melodiler, eğlenceli sound’larla insanları  tavlarken, Techno son derece basit, keskin ve bir o kadar da soyut bir  anlatım biçimiyle hareket ediyor, dolambaçlı yollar izlemek yerine direk  sinyaller gönderiyor. Üretim süreci açısından tekolojinin sınırlarını  zorluyor, postmodern kolaj anlayışını en tuhaf şekliyle  gerçekleştiriyor.</p>
<p>Techno’nun minimalist, sabırlı, ağırdan alan tavrıyla yaratılan etki,  müziğin basit olduğu ölçüde yoğun ve duygusal açıdan karmaşık bir hal  alıyor. Üstelik bu etki, teknoloji toplumları için evrensel bir anlatım  gücüne sahip.</p>
<p>Techno teknolojide duygunun, hızda tükenişin, ilerlemede yıkımın  varlığının bir göstergesi oldu. Teknolojiyle içiçe yaşanan bir dönemin  başlangıcında henüz adı koyulmamış kavram ve duygular bu müzikle ifade  edildi. Arzu ve endişeyle&#8230;<br />
Chillout<br />
1990’ların başları ve ortalarına doğru, zamanın elektronik müzik  producerları tarafından üretilen, yavaş tempolu ve hafif müziğe verilmiş  olan genel isim…</p>
<p>İsimlerinde “chillout” ismi geçen albümler ilk olarak 90’ların  ortalarına doğru yayınlanmaya başlanmıştı. Bu “chillout” ismi altında  yayınlanan müzik, “downtempo” ve “trip hop” tan ayrı bi tarzdı. Fakat,  bu diğer türlerle beraber de çalınabiliyodu. Sonuçta genel “sound” u  belli olan, hafif tempolu bu tür zamanın ilerlemesi ile git gide daha  çok kendi karakteristik özelliklerini kazanmaya başladı. 2000’lerin  başlarında artık chillout müzik kendi içinde dallara ayrılan genel bi  tarz görüntüsü almıştı. Bu kendi içinde yeni türemiş olan tarzlarların  en önemlileri “Chill-house” , “Nu-jazz” ve “Lounge” olarak  adlandırılabilir..</p>
<p>Bunların yanı sıra Chillout, içinde ayrıca “trance” , “ambient” ve  “Idm*” (intelligent dance music) türlerinin bazı etkilerini  gösteriyordu. “Balearic beat” denen, chillout tan farklı, başlı başına  bir tür olarak kabul edilen bu türün ise, bütün özelliklerini içinde  bulunduruyodu. (“Balearic Beat” ismi henüz chillout ortada yokken, Soul  to Soul , Enigma gibi grupların yaptığı müziğe verilen tarzın ismi. Bu  gün artık pek fazla kullanılmasa da hala kabul gören bir tarz olarak  yerini koruyor.)</p>
<p>Chillout genelde rahatlatıcı, hafif tonlardan oluşan (veya çoğu zaman  alıntı yapıldığı türler kadar sert olmayan ) bir müzik türüdür. “hard  style” , “deep” veya “ hipnotik ritimler “ le çalınmaya uygun bi tarz  değildir.</p>
<p>Dünyanın hemen hemen her yerinde Chillout, gerek crowd u, gerek  mekanları ile kendine has bir tarz yaratmıştır. Chillout müziğin bir  tarza dönüşmesinde Ingiltere’nin kuşkusuz büyük payı olmuştur. Seneler  boyunca Londra’nın ünlü klübü Ministry Of Sound, Ibizia ve başka  yerlerde chillout eventlerin organizasyonlarını yapmış, MOS Chillout  Sessions adlı albümler hazırlamıştır. Ayrıca bu güne kadar başka label  lar altından çıkan “chillout” veya “chill” kelimelerinin geçtiği  yüzlerce albüm yayınlanmıştır. Bu gün “CHILLOUT” türü, dünyanın her  yerinde otoriteler tarafından kabul edilen bir tarz olmuştur. Ayrıca  Ingiltere BBC Radio1 ve Pete Tong’un yardımları sayesinde, bu tarzın  gelişimine büyük katkılarda bulunmuş bi çok isim ortaya çıkmıştır. Pete  Tong’un yardımlarıyla orataya çıkan en önemli 4 isim : Mr Scuff, Tim  Love Lee, Lemon Jelly, Ewan Pearson .</p>
<p>Bunların haricinde söylenebilicek başka iki isim de : Chris Coco , ve  Rob da Bank</p>
<p>Chillout türünün bu güne gelmesinin en önemli sebeplerinden olan DJ’leri  şöyle sıralayabilirim.</p>
<p>Mixmaster Morris, Pete Lawrence, Jose Padilla.</p>
<p>-PETE LAWRENCE-</p>
<p>Müzik konusunda bi jazz bateristi olan babasının yolunu takip eden  Lawrence, 80’lerde Cooking Vinyl plak label ını açana kadar çeşitli  gruplarda performans sergiledi.</p>
<p>1993 senesinde tembel bir Pazar sabahı Lawrence, Big Chill festivali  için ortaya bir fikir atar. Ve sonrasında zamanının en sükse yapan  festivallerinden biri olan Big Chill için Katrina Larkin ile ortaklaşa  çalışmaya başlar.</p>
<p>Son 10 sene içinde Lawrence Big Chill için 8 tane mix albüm yapıp  yayınlamış, chillout un yayılmasında en önemli rollerden birini oynamış  olan “On Magazine” e editörlük yapmış, Brezilyadan Avustralya ya,  Japonya’dan Siberya’ya kadar dünyanın çeşitli yerlerinde ve 1996’da  “Yakutsk” da ilk batılı dj ünvanını kazanarak Dj lik yapmıştır. Pete  Lawrence’ın müziğine ilham olan tarzlar, Folk tan Funk a kadar uzanan  Klasik müzikten World Music e uzanan, arada electronica ve ambient  türlerinden de nasibini alan geniş bir yelpaze oluşturur.</p>
<p>1996’da Global Headz’den çıkan ilk albümü “Eyelid Movies” bugün  koleksiyon parçası olmuş, Mixmag dergisinde ayın albümü seçilmiş, Melody  Maker tarafından “gün doğumunu kafanızın içinde yaşatan bir albüm”  olarak nitelendirilmiştir. 1997’de ise “Pipedreams” ile devam etmiş,  1999 da Big Chill organizatörlerinden olan Tom Middleton ile çalışarak  “Enchanted 01” , yaz compilation ı olan “ Beach” , “Enchanted 02” (iki  albümün de yayın tarihi 2000), “Glisten” (2001 Eylül), “The Big Chill  Loves You” (Temmuz 2002) ve en son “iChill” (2003 yazı) albümlerini  yayınlamıştır. 2004’te de Universal Records, Big Chill markasına 10. yıl  hediyesi olarak “Big Chill Classics” adlı toplama bi albüm yapmıştır.  2006’da yeni bir Big Chill albümü daha çıkması bekleniyor.</p>
<p>-BIG CHILL-</p>
<p>Pete Lawrence ve Katrina Larkin tarafından 1994’te yapılmaya başlanan  Big Chill, ufak bir organizasyondan, bugün herkes tarafından saygı  duyulan bir festivale dönüşmüştür. Başlangıçta “Islington&#8217;s Union  Chapel” de, Pazar günleri tüm gün boyunca süren bir event olarak başlar.  Bir sonraki sene Black Mountains on the Welsh eteklerinde açık hava  partisine dönüşünce 700 kişiye ulaşan bi crowd yakalar. Big Chill, 1998  senesinde &#8216;The Enchanted Garden&#8217; (büyülü bahçe) olarak bilinen Dorset’s  Larmer Tree Gardens’a taşınır. Bu mekan değişikliğinden sonra da  önündeki 5 sene boyunce en yaratıcı yeni eventlerden biri ünvanını  kazanır. Bir zamanlar bir kaç yüz kişiden oluşan crowd, artık 5000  kişiyi geçmeye başlar.</p>
<p>2001 senesinde bir kereye mahsus olarak Dorset te, Lulworth Şatosunda  yapılan organizasyondan sonra Big Chill, Herefordshire &#8211; Malvern Hills  deki Castle Deer Park’a taşınır. Gitgide artan izleyici sayısı artık  27.000’lere ulaşmıştır.</p>
<p>Big Chill bugüne kadar 2000’den fazla Dj i ağırlamış ve bu gün  Goldfrapp, Talvin Singh, Amy Winehouse, Gotan Project, Hexstatic,  Röyksopp, Zero 7, Lemon Jelly, Kinobe gibi isimleri bünyesinde  barındıran, izleyici sayısının 30.000’i geçtiği bir organizasyona  dönüşmüştür.</p>
<p>Şu an Big Chill ismine ait olan kendi plak labelı ve dünyanın çeşitli  yerlerinde yapılan diğer partilere sağladığı büyük desteklerle, Big  Chill bütün dünyada chill out u yaymaya devam etmektedir…</p>
<p>-MIXMASTER MORRIS-</p>
<p>Morris Gould, Dj lik hayatına 1982’de Londra “Kings College” da organik  kimya öğrenciliği yaptığı sıralarda başladı. O dönem çaldığı tarzlar  daha çok “indie” ve “Punk”dı. Morris dans müziği çalmıyordu hatta çoğu  zaman çaldığı müziğin aksine daha yeni, ilginç “sound” lar yakalamaya  çalışıyordu. Çaldığı setler, tarzında yaşadığı bu transformasyonun  şahitliğini yapıyolardı. Rock müzikle büyümüş ordan da Batı müziği ile  alakası olmayan “Sun Ra”, “Captain Beefheart” , “Miles Davis” gibi  isimlerin temsil ettiği “Head Music” denen tarza geçiş yapmıştı.</p>
<p>Bu olaylardan kısa bi süre öncesinde Morris, Terry Riley ve Robert Fripp  ‘ i örnek alarak, “Copycat tape loop echo machine” aletiyle, kendi  looplarını hazırlıyıp, çoktan “tek kişilik elektronik show” unu sunmaya  başlamıştı bile. Kısa zamanda Londra’nın korsan radyoları arasında  yerini buldu ve “Matt Black” , “Jonatan More” gibi isimlerin de Dj lik  yaptığı “Network21” denen radyo ile anlaştı. “Mixmaster Morris” lakabı  kendisine burada verildi… Morris bu gün artık, onlarca radyo  istasyonunda yayınlar yapmış, Derrick May ‘den Future Sound Of London ‘ a  kadar bir çok ismi konuk etmiş bir kariyere sahiptir.</p>
<p>Okulu bitirdikten sonra bir kaç sene değişik işlerde çalışıp aynı  zamanda Dj liğe devam etmiştir. 1985’te (Şu an bu isme sahip olan grupla  alakası olmadan) Rythm Method olarak anılmaya başladı. 1987’de Des de  Moor’la tanıştı ve bundan sonra olaylar ardı arkasına gelişmeye başladı.  İkili 1988’de türünün ilk örneği olan “Madhouse” adlı live techno  festivalini düzenledi. Meat Beat Manifesto turunu düzenledikten ve “I  want to” single ını yayınladıktan sonra Morris ortaklıktan ayrıldı.  1989’da hem müzikal hem felsefi açıdan farklı bir yol izlemeye başladı.  Faturalarını ödeyebilmek için UK’ı dolaşan “The Shamen’s Synergy” tour a  katıldı.</p>
<p>Aralarda fırsat buldukça Londra ya dönüp underground partilerde,  chillout room larda dj lik yapıyodu. 1990’da “The Orb” dan Alex  Patterson’ ın kurduğu “White Room” u aldı. Mixmaster Morris için tipik  bir set iyi bir canlı performans ve zaman zaman 12 saate kadar uzayan  setler demekti. Morris, organizatörlerinden biri olduğu “Telephatic  Fish” adlı Londra’nın ilk Ambient underground partisinde, Aphex Twin ile  eşi benzeri olmayan bir 16 saatlik set çıkardı.</p>
<p>1992’de, bu gün bile hala gelmiş geçmiş en iyi ambient albümlerden biri  kabul edilen “Flying High” adlı albümü çıkardı. Sonrasında “The  Undergorund EP” , Pete Nalmook ile beraber “Dreamfish” , bazı toplama  albümlerde yayınlanan parçalar , The Shamen , Barbarella , Rising High  Collective, Higher Intelligence Agency, Aural Expansion, Transform ve  Coldcut gibi isimlere remixler yaptı.</p>
<p>Morris 1994’te Global Chillage albümünü yayınladı. Flying High , (tavanı  akan) Rising High ‘ ın felaket stüdyosunda aylar süren çalışmalar  sonucu tamamlanmıştı. Global Chillage ise evinde kendi bilgisayarı ile 2  hafta süren bir çalışma sonunda bitmişti. Evinde bilgisayarıyla  çalışmayı bundan sonra kendisine adet edindi ve stüdyolardan uzaklaştı.  Kendisi ve bilgisayarıyla neler yapabileceğini denemeye başladı.</p>
<p>Global Chillage, Morris ‘in hayatının festivaller ve turlarla geçen 2  senesini yansıtır. Heryerde chillout ve ambient in “cheerleader” lığını  yapmış ve mesajını vermeyi de iyi becermiştir. Love Parade’lerde,  Glastonbury Festivallerinde ve yine Almanya ve Ingiltere’de diğer  sayısız partilerde yer almış, “live arena” da “hypodrone rock” tarzı  müzikler çalarak adeta bariyerleri yıkmıştır. Hala bu experimental  havasını devam ettirmektedir.</p>
<p>Kendi müziğinin yanında IDM tarzı çalışmalar yapan biçok kişinin  çıkışlarında büyük yardımları olmuştur. (Aphex Twin, Pete Namlook, Black  Dog, Mu-Ziq, Spacetime Continuum, Global Communication…)</p>
<p>-JOSE PADILLA- ve -CAFE DEL MAR-</p>
<p>José Padilla, Café Del Mar’ın ünlü Dj i dir. Yıllardan beri Cafe Del  Mar’da çaldığı müzik ve yayınladığı “Cafe Del Mar” albümleriyle Chillout  müziğin yayılmasında en büyük pay sahibi olan kişi olarak kabul edilir.  Çoğu yerde Chillout’un “Spitual Father” ı olarak geçer..</p>
<p>O, Barselona’nın dışlarında Gerona’da Fakir bi inşaat işçisinin çocuğu  olarak dünyaya geldi. Gençlik çağlarında İngiliz kızlarını kovalamak  amaçlı Barcelona’ya gece alemlerine gidip gelmeye başlayınca Dj lik ten  büyülenmeye başladı. 1975’te sorumluluklardan kaçmak için ibiza’ya kaçtı  ve oraya yerleşti. Kariyerine ilk olarak garsonluk yaparak başladı.  Sonradan Dj’liğe geçişi ve seneler boyunca çalışmalarının sonucu 1991 de  Cafe Del Mar ın resident dj i “Jose Padilla” oldu. 1994’te “React”  label ından, ilk Cafe Del Mar albümünü yayınladı&#8230; Meşhur seri şu an  12. sayısına ulaşmış, ayrıca bunun yanında bir çok değişik isimli  albümler yayınlanmıştır. Şu sıralar, mekanın kendi adını taşıyan ayrıca  bi plak şirketi de bulunmaktadır.</p>
<p>1998’e kadar her ne kadar Padilla’ nın şarkıları, yaptığı toplama  albümlerde yer aldıysada, ilk kendi albümünü (Souvenir) 1998’de Mercury  Records’dan çıkardı. CD nin yapımında Paco Fernandez, Lenny Ibizzare  gibi diğer chillout producerları ile çalıştı. 2001’de 2. albümü olan  “Navigator” ı yayınladı.</p>
<p>Padilla bugün hala Cafe Del Mar’ın resident lığını yapmakla beraber,  aynı zamanda dünyanın heryerinde sahne alıyor. Ayrıca Cafe Del Mar  serileri ile alakası olmayan “Bella Musica” isimli yeni bi seri  yayınlamaya başladı.</p>
<p>Café del Mar :</p>
<p>Ibiza – San Antonio’da bulunmaktadır. Turistlerin yaz boyu o meşhur  “sunset at the cafe del mar” gurusunu yaratmış olan Jose Padilla’nın  müziği eşliğinde gün batımını seyretmek için deliler gibi akın ettiği  yerdir. İlk olarak “Ramon Gurial” , “Carlos Andrea” ve “Jose Les”  tarafından 1978’de “The sunset Bar” olarak açılmıştır.</p>
<p>Tarzının ambient, chillout, easy listening olduğu mekan kendi CD lerini  yayınlamaktadır. Dünya çapında bu güne kadar 9 milyondan fazla albüm  satılmıştır. 2005 yazında denizin önüne kurulmuş büyük bir stage ile  Cafe Del Mar 25 th yıl dönümünü kutlamıştır. Partide yine CD lerinde  parçaları yayınlanan “Tom Oliver” , “Paco Fernandez” La Caina” gibi dj  lere yer verilmiştir.<br />
__________________________________________________</p>
<p>__________________________________________________</p>
<p>^^^^ Trance müzik ve Tarihi ^^^^<br />
80’lerden bu yana gelişen elektronik dans müzikleri arasında bu resme en  son katılan renklerden biri olan Trance, 90’ların başında ortaya çıktı.  Bir süre kenarda kaldıktan sonra 90 ortasında sağlam bir geri dönüş  yaptı ve günümüzde bu türler arasında en çok tercih edilen müzik oldu.</p>
<p>Yeni arayışlar&#8230;</p>
<p>Disco’dan bu yana çıkan elektronik dans müziklerinin çoğu Amerika’da  ortaya çıkmış ve Avrupa’da gelişmişti. Alman kökenli Trance bu noktada  bir istisna oldu.</p>
<p>90’ların başında House ve Techno kendilerine belli bir yer edinmiş, Acid  House’un ortaya çıkışından sonra Avrupa’da ve Amerika’da ardarda  yapılan büyük rave partilerle dans müziği Hardcore etkisine girmişti.  Arayış içindeki müzisyenler Hardcore’dan uzaklaşırken oldukça farklı  yönlere gittiler.</p>
<p>Hardcore’a tepki sayılabilecek Ambient, IDM (Intelligent Dance Music)  gibi türler ortaya çıktı, Techno avant-guarde ve minimal bir yola girdi.  Trance de bu arayış döneminin bir sonucuydu.<br />
Sihirli formül&#8230;</p>
<p>Trance, 20 yıllık bir elektronik dans müziği zincirinin son  halkalarından biriydi. Electronic New Wave, Industrial, Techno, Acid  House, 80’lerin psikadelik müzikleri gibi birçok kaynaktan besleniyordu.  20 yılın deneyiminden güç alan Trance, son derece özgün ve yeni, bir  yanıyla da insanlık tarihi kadar eskiydi.</p>
<p>İlkel kabilelerden günümüze farklı kültürler ve dinlerde birçok noktada  yeralan müzikle transa geçme geleneği, Trance müzikte teknolojiyle  buluşuyor, kabul görmesi kaçınılmaz bir formül gerçekleşmiş oluyordu.<br />
Hardcore ve Rave’in yaygın olduğu bir zamanda ortaya çıkan Trance,  başlangıçta oldukça sert ve soğuktu. Tempo ve ritmik yapı olarak  Techno’ya benziyordu.</p>
<p>Güçlü bas melodileri üzerine, Acid House’un ortaya çıkmasına sebep olan  TBR-303 ve çeşitli synthesizer kaynaklı seslerden oluşan üst melodiler  Trance’in belkemiğini oluşturdu. Bu dönemde Avrupa’da yaygın olarak  dinlenen &#8220;Euro&#8221; ya da &#8220;Club&#8221; denen melodik bir House türevi de Trance’in  gelişiminde etkili oldu.</p>
<p>Euro’da tekrar edilen canlı ve duygusal melodiler, Trance’te birtakım  değişimlere uğrayarak neredeyse durmaksızın devam ediyordu. Genellikle  parça beat seviyesinin düşmesiyle bir noktada duruluyor, dinleyici  melodiye odaklanıp bekletildikten sonra, beat canlanmış ve yenilenmiş  bir halde tekrar müziğe giriyordu. Böylece takip edilen melodi  uzatılarak müzikte bir anlatı ortaya çıkıyordu.</p>
<p>Frankfurt Acperience&#8230;<br />
1991 yılında Dj Dag Lerner ve Rolf Elmer’ın &#8220;dance2trance&#8221; parçası  Trance müziğe adını verdi.</p>
<p>Bu sırada Frankfurt kökenli Harthouse, Eye Q Records, R&amp;S gibi  Label’lar Trance’in gelişiminde önemli rol oynadı. Harthouse’u kuran  Sven Vath, Heinz Roth Mathias Hoffman bu yönde çalışmalar yaptılar.  Lerner ve Rolf’un &#8220;We Came In Peace&#8221; ve Hardfloor’un &#8220;Hardtrance  Acperience&#8221; adlı parçaları erken dönem Trance sound’unun belirleyicisi  oldu.</p>
<p>Arpeggiators, Spicelab, Barbarella, Oliver Lieb, Cosmic Baby gibi  isimler ardarda Trance prodüksiyonları yaptılar.<br />
İngiltere’den Goa’ya&#8230;</p>
<p>Paul Oakenfold gibi Dj’ler sayesinde İngiltere’de popülarite kazanan  Trance; Acid Trance, Hard Trance, Ambient Trance gibi alttürlerin ortaya  çıkmasına sebep oldu.</p>
<p>Avrupa’dan Hindistan ve Tayland’a kadar ulaştı, Psytrance ve Goatrance  gibi belirgin ve güçlü bir yola girdi. Fransa’da Robert Miles, BT ve  Sash gibi prodüktörlerin çalışmaları; Almanya’da ise Dj Taucher ve Paul  Van Dyk gibi Dj’lerin etkisiyle Trance bugün dinlediğimiz haline  yaklaşmaya başladı.<br />
Sasha ve John Digweed New York’taki Twilo adlı kulüpte Amerika’yı  Trance’le tanıştırdılar. 90’ların sonuna doğru Vincent de Moor ve Ferry  Corsten gibi isimlerle Trance mainstream chart’lara girmeye başladı.  &#8220;Carte Blanche&#8221;, &#8220;Out of the Blue&#8221; gibi parçalar dünya çapında hit oldu.  İnsanların bir zamanlar burun kıvırdığı Trance tüm dünyayı sardı ve  elektronik dans müziğine büyük ölçüde hakim oldu.</p>
<p>Trance yaygınlaştığı ölçüde kötü taklitler ve seviyesiz prodüksiyonlar  da arttı. Toplama Trance albümleri kamyon dolusu satmaya başladı, her  yıl yenilenen Anthem’leri televizyondaki programların jingle’larına  kadar girdi.</p>
<p>Progressive yönelimler&#8230;</p>
<p>2000’lere doğru artık yılın Dj’leri sıralamalarında Sasha, Digweed, Paul  Oakenfold, Paul van Dyke gibi Trance üstadları en üst sıralarda köşe  kapmaca oynuyordu.<br />
Onlar Trance’in temel özelliklerinden ayrılmadan tarzlarını  geliştirmeye, farklı türleri de müziklerine katmaya başladılar.  Ortalıkta dolanıp duran neşeli ve yüzeysel taklitlerin aksine, gitgide  daha karanlık ve house’a yaklaşan soundlara doğru ilerlediler.</p>
<p>Progressive Trance’le beraber Trance, pop müziğin vokal gücünü de  arkasına aldı. Yapılan her yenilik bambaşka bir sonuç ortaya  çıkardığından birbirinden son derece farklı soundlar gelişti ve trance  etrafında dolanan Dj’ler büyük ölçüde kişisel ve özgün tarzlar oluşturma  imkanı buldular.<br />
Tiesto, ATB gibi isimler boş kalan Anthem sahasını doldururken, Steve  Lawler, Sander Kleinenberg gibi isimler Trance içinde farklı yönler  çizdiler.</p>
<p>Hare hare&#8230;</p>
<p>Trance müziğin temelini oluşturan, insanı bir tür transa sokan yapı  aslında müziğin temel özelliklerinden biri.</p>
<p>Bu özellik doğanın seslerinde de, hayvan seslerinde de, Reggae’de de,  Bach’ın kanonlarında da var.</p>
<p>Bu özellik tekrara ve takip edilebilen bir melodiye bağlı. Tekrarlar  sıkıcı görünse de insanı transa sokan şey, bu sıkıcılığın kendisi.  Afrika kabile müziği, Sufi müziği, ve birçok dindeki ilahiler de bu  özelliği taşıyor.</p>
<p>Budizm’deki mantralara, Hare Krishna’ların ayin müziklerine baktığımızda  sürekli tekrarlar ve belli bir melodi üzerindeki varyasyonların  insanları güçlü bir şekilde etkilediğini görüyoruz. Bu yapı dinleyicinin  zihninde ayrıksı bir trans alanı oluşturuyor ve kişi varyasyonları  takip ederken düşünme sürecine girerek bir iç yolculuğa çıkıyor.</p>
<p>Belli belirsiz sesler dinleyicinin dikkatinin hassaslaşmasına yolaçıyor.  Müziği oluşturan seslere belli anlamlar, roller yükleniyor ve melodinin  akışı içinde bir anlatı oluşuyor.</p>
<p>Kemerlerinizi bağlayın&#8230;</p>
<p>Diğer müziklerde melodi kısa tutularak tekrar edildiyor. Trance’te ise  melodi bütün bir şarkıya yayıldığından parçanın içindeki anlatı kendi  içinde giriş, gelişme ve sonucu olan anlatı bir öykü oluşturuyor.</p>
<p>Bu öyküler planlı bir set içinde anlamlı bir bütün olarak dizildiğinde  ve işlendiğinde ise müzik dinleme deneyiminin kendisi bir iç yolculuğa  dönüşüyor.</p>
<p>Üstelik malzeme aynı olsa da her dinleyici kendi zihninde kendi öyküsünü  oluşturduğundan Trance etkileşimli olma özelliğini de taşıyor.</p>
<p>Bu nedenle partilerde ve kulüplerde kalabalığı yönlendiren, yolculuğa  çıkaran Dj’lere halk arasında &#8220;pilot&#8221; adı veriliyor. İnsan psikolojisi,  ortamın atmosferi, enerji etkileşimi Trance konusunda son derece önemli.</p>
<p>Dolayısıyla, kendini müziğe katmayı reddeden dinleyiciler Dj’i, suya  götürüp susuz getiren Dj’ler ise dinleyicileri üzüyor. Pagan  toplumlarında Şaman davullarıyla yapılan trans ayinleri günlerce  sürerdi. Şimdi de kulüplerde ve partilerde teknolojinin şamanları olan  Dj’ler iç yolculuklarımıza yön veriyor.</p>
<p>Olumlu şartlar altında gerçekleşen bir Trance partisinde ise bu  yolculuğu kendine dair bir çok şey öğrenmiş, duygularına isim vermiş,  hayat deneyimi edinmiş ve bunları tek bir söz söylemeden insanlarla  paylaşmış olarak sonlandırmak mümkün.</p>
<p>Yapmanız gereken tek şey gözlerinizi kapayıp kendinizi açmak&#8230;</p>
<p>Trance; 1990lu yılların başlarında Avrupa’da gelecek vaad eden bir müzik  türü olarak çıktı. Günümüzde de bu özelliğini devam ettiren, ümit  verici mizik türlerinden biridir.</p>
<p>Trance Müziği çok geniş bir kapsama sahiptir; dinlendiği ve etkilediği  alan düşünülürse, sınırlanın çok ötesine geçmiştir. Günümüzdeki popüler  gruplar, sanatçılar, müziğin içinde bulunan kişiler arasındaki ortak  görüş trance soundunun tüm albümlerin içine dahil edilmesinin çok doğru  olduğudur.Trance başlangıçta ticari olmayan bir müzik türüyken; daha  sonraları, her geçen gün daha fazla kişiye ulaşmaya başlayarak popüler  bir müzik türü haline gelmiştir.</p>
<p>Artık, MTV ve Viva gibi popüler müzik çalan kanallarda ve basında çokça  yer almaktadır.</p>
<p>Trance müziği; yetenekli Trance müziği Djleri, prodüktörleri ve büyük  yapım şirketleri sayesinde popüler olmaya başlamıştır.Bu popülerlik  sayesinde Pop ve Rock müziği yıldızları; Trance müziğinin bestecileri ve  prodüktörleri ile iş birliği yapmaya başlamışlar ve bu soundu  albümlerine katmaya başlamışlardır. Bu duruma en iyi örnek Madonna’nın  “olgunlaşma çağından” olan albüm“Ray of Light 1998” dir. Bu albümün  nerdeyse yarısında yüksek bir kaliteye sahip semi-trance soundunu  hissedebilirsiniz.<br />
Trance Müziğin Özellikleri<br />
Belki de dans müziğinin en belirsiz tarzına sahip olan trance, melodik  olarak tanımlansa bile sahip olduğu özgün müzik tarzıyla kısmen house  müziğinden türemiş diyebiliriz.</p>
<p>Trance müziği için belirli kalıplar çizilmemiştir, bu tarzın şarkıları  rengarenk ritim niteliklerine sahiptir. Bu tanımladığımızı aslında bir  başlangıç noktası olarak kabul ederek bir trance albümünü; içinde  bulunan bas çizgisinin varlığı ile davul ve bateri desenleri taşıyan,  çoğu zamanda içinde trampet vuruşları ile önemli anları vurgulayan, çok  nicelikli işitsel öğelerle müziğin dokusunu en iyi şekilde oluşturan  ritim güzelliğine sahip bir tarz olarak kabul edebiliriz.</p>
<p>Buna rağmen, tüm trance müziği için aynı şeyi söyliyemeyiz. Tümü bu  profilin içine sığmaz, çünkü şarkıların sınıflandırılmaları daha çok  çalan kişinin çıkardığı sound ile ilgilidir.</p>
<p>Trance türünü/ tarzını en iyi şekilde açıklamak istersek; dans müziği  içindeki ayrı noktaları birleştiren, ya çok enerjik ya da chill out olan  diyebiliriz.</p>
<p>Trance müziği genelde major ve minor akortlarının oluşturduğu  “epik”soundunda olup, bu açıdan klasik müzik aletleri ile çıkan  soundlara benzerlik göstermektedir.</p>
<p>Çoğu Trance soundu 4/4 vuruşlu tempoda olup; canlandırıcı özelliğe  sahiptir; hızlanarak canlandırarak ve çoğu zamanda enerjik bir sentez  oluşturarak, vuruşlarla yükselerek ve genelde yavaş yavaş gelen uzun  solo bölümleri ilebir gerilim yaratır ve dans pisti içinde bir beklenti  yaratır.</p>
<p>Vuruşsuz bas çizgileri ile genelde major ve minor akordlarını  kullanarak, trance müziği genel epik formu ile ticari trance formu ve  yan tarzları olan, Euro (Epic) Trance, Goa (Psychedelic, Psy) trance,  Hard Trance, and Progressive Trance olarak vardır.</p>
<p>Bloklar İnşa etmek</p>
<p>House ve Techno’u “güç sağlama” ya da Trance’in “yakıtı” olarak  değerlendirirsek, trance’i en iyi şekilde anlatmaya çalışmış oluruz.  Evet, bazı yönlerden Trance, House ve Techno’dan türeyen bir türdür.</p>
<p>Ama bu türemeyi sadece uygun güç sağlanması olarak nitelendirmeliyiz.  Daha da önemlisi Trance’in ana çıkış noktası Batı ve Antik Batı  kültürünün dinsel ve tinsel köklerinden türemiş olmasıdır. Aslında  şaşıtıcıdır ki, bizi çevreleyen dünyada Trance Müziği uzun yıllardır  varolmuştur.</p>
<p>Daha da açmak gerekirse bir müzik prodüktörünün başlangıç noktası  aşağıda yazılı olan her maddenin oluşturduğu en basit Trance albümünde  mevcuttur(solid, house-powered beat and energetic, techno-powered  progressive sound).</p>
<p>İnişler ve çıkışlar<br />
16. ve 32. notaların kısa örnekleri<br />
İlahiler<br />
Yüksek major ve minör akortları</p>
<p>Bu saydıklarımız trance için en gerekli olan öğelerdir. Hepsi o kadar  önemlidir ki albümdeki soundu tamamen değiştirebilirler. Herhangi  birinin eklenmesi ile soundu Trance’a çevirebilir.<br />
Tarihçe ve Gelişim<br />
Trance Müziğinde dini kökleri olan ruhsal ögelerden oluşan Şamanizim ve  Budizm izlerini görmek mümkün.</p>
<p>Bu önemli bilgiyi göz önünde bulundurarak; Trance’ın yaşının yüzyıllar  öncesine dayandığını tahmin edebiliriz.</p>
<p>Günümüzdeki Trance soundu 1990lı yılların ilk başlarında Almanya’da  doğmuş olsa da ‘Trance Markasına’öncülük eden Dragon Fly gibi soundlar  1990lı yılların sonunda ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Bu sound özelliğine sahip Goa Trance ve Psy-Trance tartışılır bir  şekilde daha da eskidir.</p>
<p>Hindistan ve İsrail’de Clublara gidenler tarafından ortaya çıkan ilk  Trance Albümleri ise kendilerinin oluşturduğu yeni bir stil ve dans  pistleri için yeni bir sound olmuştur.</p>
<p>Yine tartışmaya açık olarak; Techno, Trance’ın ve House’un birleşimi,  ilk zamanlar için tempolu ve ritmik özelliklerinden oluşan ama bunun  yanında da daha yüksek soundlu melodileri ile popüler house stilinden  esinlenmiş bir şekilde clublarda çalınmıştır.</p>
<p>Lakin, Trance’ın melodileri Avrupa/ Club House kültüründen farklılıklar  göstermektedir. İkisi de duygulu- heyecanlı ve canlandırıcı özelliklere  sahip olsa bile, House müziğinin yaptığı gibi ‘çevreyi zıplatma’  özelliğine sahip değildir.</p>
<p>Bu Erken-Trance olarak nitelendirdiğimiz Trance’ın ilk zamanları  yukarıda da açıkladığımız gibi ‘İlahi Müzik’ özelliklere sahip olduğu  söylenebilir ve türüne özgü olarak şarkının çözülme bölümleriile  melodiye bir kaç saniye odaklanmadan önce yenilenen yoğun sound ile  tempoyu getirir.</p>
<p>Böylelikle Trance Müziği Avrupa’da popüler olmaya ve çok hızlı bir  şekilde yayılmaya başladı ki, kaçınılmaz bir şekilde Trance Stili  gelişmeye ve her geçen gün daha fazla Dj ortak bir şekilde Trance  Müziğini kullanarak daha büyük bir kesime hitap etmeye başlayarak, daha  ticari bir müzik türü olmaya başladı. Gelenksel Trance Stilinden çıkmış  artık daha fazla türevleri olan bir müzik türüne dönüşmüştür.</p>
<p>1990’lı yılların ortalarına doğru trance Müziği artık ticari olarak  bakıldığında da dans müziğinin vazgeçilmez türlerinden biri olmuştu.  Artık gayet popüler olan daha keskin hatları ile House’un yerine uygun  bir şekilde doldurmaya başlamış, davul-bass kombinesinden daha  sakinleştirici ve dinlendirici olmuş ve Techno ya kıyasla daha  ulaşılabilir biz müzik türü olmuştur.</p>
<p>Günümüze kadar, Trance Progressive House ile eşanlamlı iki kelime gibi  kabül görmüş, aslında aynı müzik içinde sınıflandırılmışlardır.</p>
<p>‘Progressive’ ticari başlığı ile Brian Transeau (BT), Paul Van Dyk,  Ferry Corsten (Art of Trance/ Trance’in Sanatı) gibi sanatçılar ,ve  Underworld; ilk prodüktörler ve remix ile uğraşan sanatçılar epik  duyguları ve duygusallık içeren bir stili öne çıkarmışlardır.</p>
<p>Bu arada Paul Oakenfold, Sasha, ve John Digweed gibi djler de daha  önceden kaydedilmiş olan mixlerin satışlarları ile, bu soundu dinletmeye  başlamışladır.</p>
<p>1990’lı yılların sonlarına doğru Trance muazzam bir şekilde ticari bir  müzik türü olarak devam etmiş; çok fazla sayıda çeşitli türlere de  ayrılmaya başlamıştır.</p>
<p>Belki bir sonuç olarak, benzer şeylerde Djlerde de olmuştur. Örnek  olarak , Sasha ve Digweed; Progressive Sound’u ön cephelere beraber  taşıyan bu ikili, yükselen ‘Deep Trance/ Derin Trance’ stilini daha  yükselen ‘karanlık mix’ yapmak yerine, bu sound ile ilgili herşeyi 2000  yılında bırakmışlardır.</p>
<p>1996 yılında ‘yeni Trance olgusu’ İngiltere’nin kalbinden gelerek  İngiliz Clublarında ve daha sonra da ‘Clubberların Adası’ olarak bilinen  Ibıza’da yeni ufuklara bir ‘fenomen’ olarak devam eder.</p>
<p>Epik kurulumlu albümler, muazzam bir çözülme gösteren ve canlandırıcı  etki ile, en son noktaya ulaşan ATB ve Delirium Soundları&#8230;Robert  Miles, Sash ve BT gibi çok tanınan prodüktörlerle beraber; bu soundlar  müzikde yeni bir enerji ve heyecan arayan dinleyicilerin kalbini  kazanmıştır.</p>
<p>Dünyanın her yerinde ağır adımlarla ilerleyen Trance Müziğinin etkisini  incelemek çok ilginçtir.</p>
<p>İsrailliler ve İsveçliler yeni soundlar üretmeye devam ederken Amerika  ve Doğu Avrupa marketlerinde Trance Soundundan; çılgın Avrupa marketinde  absorbe olmuştur. Bu arada İngiltere ve Canada; Hard Trance sınırlarını  zorlayarak, Hard House gibi bir anda ortaya çıkan yeni tarzlar  oluştururlar, bu ortaya çıkan Trance ve House müziğinin bir birleşmidir.</p>
<p>Tarz içinde gösterdiği çeşitlilik insanı gayet tatmin ederek, kaçınılmaz  bir şekilde kendi başarısının kurbanı olmuştur. Trance yapımı Djler  mesela Paul Van Dyk; halen aynı tarzı icra eden bi Trance Dji olsada,  eskiye göre kıyaslandığında, türü oluşturup daha sonra bir kağıt parçası  gibi bir kenara atmışlardır.</p>
<p>Fakat bunun yanında, 1990lı yılların ortalarındaki ‘Gerçek Trance’  hayranları, tarzı tekrar eski yerine getirmek için çabalayıp, sonunda  hakkettiği yere getirirler.: Akıldaki müzik olmak , kalabalık için değil  &#8230;</p>
<p>Ticari Trance Müziğinin bulunduğu rota ‘dans’ olarak geri dönmek veya  Progressive veya ‘epik dans’ müziği olmuştur artık. Hangi rotayı takip  ederse etsin, Trance; dans müziğinde bir Rönesans Dönemi olarak  hatırlanacaktır.</p>
<p>Şu anda da hala geçerliliği olan Trance Müziği, içinde geniş bir yelpaze  şeklinde bulundurduğu tarzlar ile genişlemeye devam ederek en parlak  Djleri bünyesinde barındırmaktadır.<br />
Euro Trance<br />
Tam ortada Trance’ın merkezinde bulunan Euro Trance, Trance’in en doğal  formunda, anlaşılması en kolay türüdür. Euro Trance genelde, hep  canlandırıcı özelliği, çoğunlukla 140-145 Bpm de olan ve içindeki büyük  ayrımlı Bass özelliği ile, genelde epey ağır ve bir bayan vokalli sounda  sahip olan bir türdür.</p>
<p>İçinde büyük ayrımlar/ kıvrımlar/ inişler göstererek; Trance Müziğinin  bu stili vokalleri ile birlikte ‘Ticari Trance’ türünü oluşturuyor  diyebiliriz. Bu tarz Trance; ‘İyi hisset’-&#8221;feel good&#8221; kategorisine girer  ve başlangıç noktası bu görüşdür. Keskin çizgileri ile Euro Trance,  bazı şartlarda Hard Trance olarak da adlandırılabilir.<br />
Goa Trance<br />
Goa Trance; elektronik müziğin bir formu olup, Hindistan’ın bir bölgesi  olan Goa’da ortaya çıkmıştır. Müzik; popüleritesini kökleri Goa  bölgesindeki, 1960lı yılların sonları, 1970li yılların başındaki ‘hippi  mecca’dan alır. Buna rağmen günümzdeki Goa Trance stili o zamanlardaki  gibi aynı şekilde varolmamaktadır.</p>
<p>1970li ve 1980li yıllardaki turist akımından sonra, bir grup merkez  olarak Goa’da kalmış, müzikdeki gelişmelere ve müziğin yanında diğer  aktivitelerle; yoga, eğlenceler eşliğinde uyuşturucu kullanımı ve  çeşitli ‘New Age’ akımlarına konsantre olmuşlardır.</p>
<p>Techno stiline giriş ve Goa Tekniği ile Goa Trance stiline dönüşmüş ve  ilk öncüleri ile ‘Goa Gill’ ve ‘Mark Allen’ olmuştur. Bir çok ‘partiler’  (alemlere benzeyen) ile Goa döndürülerek tamamen bu tarz müziğin içine  girerek diğer ülkelerde de bu ‘alemlerde’, festival ve partilerde de  çoğu zaman çalınan, Trance’ın diğer stilleri ve Techno ile birleşme  sağlamıştır.</p>
<p>Goa, esasen ‘Dance-Trance’ müziği olarak (oluşum yıllarında Trance Dance  olarak işaret ediliyordu) enerjik temposu ile, genelde hep 4/4 ve  16.dan 32. notaya gider.</p>
<p>Türüne özgü bu sayı ile parçanın ikinci yarısında çok daha enerjik bir  yapı kurulur ve sonra oldukça incelerek/ azalarak sona hızlı bir şekilde  varır.</p>
<p>Genelde 8-12 dk. arasında sürer, diğer Trance türlerine göre  farkedebilinen, daha güçlü bass çizgilerine sahiptir ve canlı soundları  içinde bastırma özelliği vardır.</p>
<p>Goa Trance partilerinin farkedebilinen, ayırd edici bazı özellikleri  vardır: “flouro (ışınır/floresan özelliği), kullanımı kıyafetlerde ve  dekorasyonda görülebilir. Bu görüntüler genellikle Hinduluk ve diğer  dini (özellikle doğu)ayinlerde rastlanan, mantarlar (ve diğer  uyuşturucunun gösterdiği görüntüler) şamanizm ve teknolojik şeyler ile  ilişkili olmuştur.</p>
<p>Goa Trance’ın İsrail’de önemli bir sayıda takipçisi vardır. Bunun  sebebide ‘eğlence kabilinden’, bu bölgeye gelen askerlerdir. Şimdi Goa  Trance’ın büyük bölümü İsrail’de prodükte edilmektedir. Ama bu  prodüksiyon ve tüketim demin de söylediğimiz sebep yüzünden aslında  global bir fenomendir.</p>
<p>Goa Trance etkilenmiş olarak 1990’lı yılların 2.yarısında sonra  Psychedelic Trance’ a dönüşmüştür. Trance’ın diğer türlerine nazaran iki  türde genellikle ticari olmayan ve pek de bilinmeyen türler olarak  kalmışlardır.</p>
<p>Goa Soundu genellikle clublarda ve Ibiza gibi eğlence yerlerinde,  partilerde ve festivallerde rastlanan bir türdür. Çok kısa bir dönem  için 1990lı yılların ortalarında, Paul Oakenfold da içinde bulunduğu  bazı Djlerin desteği sayesinde, anlamlı bir ticari başarı kazanmıştır.  ‘Adı duyulmamış sanatçı’ muhtemel Goa Trance yıldızı olmaya en yaklaşmış  kişidir.<br />
Psychedelic Trance<br />
Psychedelic Trance (genellikle Psy Trance isimiyle hatırlanan), Trance  müziğinin bir başka türüdür ve 1990lı yılların sonuna doğru  geliştirilmiştir.</p>
<p>Trance müziğinin diğer türlerindne olan house ve technoya nazaran daha  hızlı bir tempoya sahiptir; dakikada 125-150 Bpm. Bu türün çok güçlü bir  bass soundu vardır ve devamlılığı olan bu temposu ile diğer bir çok  ritme göre farklılıklar gösterir.</p>
<p>Trance’in bu türü, İngiletere’de çok popülerdi. Ama doğru söylemek  gerekirse global bir fenomendir; ve çok ilginçtir ki bir çok Amerikalı  ve israilli sanatçı tarafından da temsil edilmektedir.</p>
<p>2002 yılında bir çok japon sanatçı, ingiliz djlerden etkilenerek bu türü  kullanmaya başlamışlardır. Dünyanın her yerinde bulunan clublarda ve  dans pistlerinde minimalist trance, progressive trance, ambient trance  ve goa trance ile beraber psychedelic trance da çalınmaktadır. Goa ve  Psychedelic trance müziğinin karışımı bir çok trance dinleyicisi  tarafından çok popüler bir müzik türü olmuştur.</p>
<p>Psychedelic trance yapan bazı popüler sanatçılar arasında Astral  Projection, Space, Tribe, Infected Mushroom, Atmos, Total Eclipse,  Cosmusis ve Simon Postford’u sayabiliriz. Psychedelic trance genelde  açık hava festivallerinde çalınan bir türdür.</p>
<p>Bu festivallere giden kişilerin &#8220;büyük bölümü&#8221;, tartışmasız, Magic  Mushroom (Sihirli Mantarlar) ve LSD kullanırlar. Festivaller genellikle  min. 24 saat süren etkinliklerdir.<br />
Ambient Trance<br />
Progressive trance’in öncüsü olarak çıkan Ambient trance, trance türleri  arasında; hayalci, hipnotize edici, kültürlü diyebileceğimiz bir stili  vardır. Genellikle Alman yapımı olup atmosferik/ havadar mekanlarda epik  melodik dizisi halinde ve bazende senfonik düzenlemelere sahip bir  türdür.</p>
<p>Ticari olduğu düşüncesine kapılınmamalıdır, Ambient Trancedaki ortak  görüşe göre ünlü sanatçıları olarak ATB veya Darude’i sayabiliriz.</p>
<p>Zaman zaman erken acid hareketinden bazı ögeler ödünç alarak; örnek  olarak “rezzy 303 leads” ve minimal perkisyonu, kendine Goa Trance’in  tinsel ögelerini ilk marka olduktan sonra içine alan Ambient Trance,  genelde unutulmuş ama etkiliyici stili ve eğlendirici tarzı ile müzikte  hep varolmuştur.</p>
<p>Bazen “old school trance’ı” olarak da adlandırılmıştır. Bunun da sebebi  şimdi popüler olan daha sert tarzlara göre daha geride kalmış olmasıdır.<br />
Ambient Trance, dans müziği tarihçesinde içinde spesifik ögeler olan bir  tarz olarak varolmuştur.</p>
<p>Güncel club yönlü sesler ile, ambient albümleri; Orb ve diğer ilk dans  öncüleri tarafından mix yapılan, bir çok prodüktörler ve Almanya ile  İngilteredeki Djler sayesinde dikkat çekmeye başlamışlardır.</p>
<p>1990ın ilk yıllarında Alman müzik adamı Harold Bluchel (Aka Cosmic Baby)  klasik piyano ve sintizayzır melodileri ile deneme yaparak techno  ritimlerine kontrast oluşturmuştur; ve 1993 yılında, günümüzdeki en  popüler trance şarkılarından olan “Cafe Del Mar” (pseudonym energy 52)  ortaya çıkm</p>
</div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/celilakman.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/celilakman.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/celilakman.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/celilakman.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/celilakman.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/celilakman.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/celilakman.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/celilakman.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/celilakman.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/celilakman.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/celilakman.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/celilakman.wordpress.com/44/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/celilakman.wordpress.com/44/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/celilakman.wordpress.com/44/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=celilakman.wordpress.com&amp;blog=11871147&amp;post=44&amp;subd=celilakman&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://celilakman.wordpress.com/2010/03/18/elektronik-muzik-nedir-trance-techno-house-chillout/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/232dc98f40ba14f1341529c8af1046e6?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">celilakman</media:title>
		</media:content>
	</item>
	</channel>
</rss>
